Bozanın İzinden: Üç Kuşaktır Süren Bir Lezzet Hikâyesi
İzmirli Burak Aksungur, babasından devraldığı bozacılık geleneğini yaşatmaya devam ediyor. Kışın boza, yazın ise ferahlatıcı içeceklerle İzmir'de lezzet dağıtıyor.
1981 yılında askerlik görevini tamamlayıp Akhisar’a dönen Burak Aksungur’un babası, burada Şevki Usta isimli bir bozacıyla tanıştı. Şevki Usta’dan boza yapımını öğrenen baba Aksungur, 1981 ile 1991 yılları arasında Akhisar sokaklarında boza satarak geçimini sağladı.
1991 yılında ailesiyle birlikte İzmir’e taşınan baba Aksungur, kış aylarında boza üretmeye devam ederken yazları inşaatlarda çalışarak ailesini geçindirdi. Ancak 2009 yılında gözlerinden rahatsızlanınca çalışamaz hale geldi. O dönemde, yılların birikimini oğlu Burak’a aktardı ve bozacılık bayrağını ona devretti.
Asıl mesleği aşçılık olan Burak Aksungur, 2016 yılına kadar mutfaklarda çalıştı. Ancak içindeki bozacılık sevdası ağır bastı ve çocukluğundan beri tanıdığı bu geleneksel lezzeti yaşatmaya karar verdi. O günden bu yana kış aylarında boza, yaz aylarında ise limonata, karadut ve koruk suyu gibi serinletici içecekler hazırlayıp satıyor.
Aksungur, sadece klasik boza değil, aynı zamanda böğürtlen özlü özel bir boza da sunuyor. Mahalle sakinlerinin uğrak noktası haline gelen bu küçük tezgâh, hem nostalji hem de lezzet arayanların vazgeçilmezi olmuş durumda.
“Babamdan bana kalan bu mirası yaşatmak benim için bir gurur kaynağı,” diyen Burak Aksungur, geleneksel tatları modern dokunuşlarla buluşturmaya devam ediyor.
Bozanın Binlerce Yıllık Yolculuğu
Boza, insanlık tarihinin en eski fermente içeceklerinden biri olarak kabul edilir. Kökeni Orta Asya’ya ve Mezopotamya’ya kadar uzanır. Arkeolojik bulgular, bozanın ilk örneklerinin M.Ö. 8000’li yıllarda tahılların fermente edilmesiyle ortaya çıktığını göstermektedir.
Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya göçüyle birlikte boza da bu topraklara taşınmış, zamanla Osmanlı mutfağının vazgeçilmez içeceklerinden biri haline gelmiştir. Özellikle kış aylarında tüketilen boza, hem besleyici değeri hem de sıcak tutma özelliğiyle halk arasında yaygınlaşmıştır. 17. yüzyılda İstanbul’da bozahaneler oldukça popülerdi; hatta Evliya Çelebi, Seyahatnâmesi’nde 300’den fazla bozahane olduğunu yazar.
Geleneksel olarak darı, mısır veya buğday gibi tahıllardan yapılan boza, düşük alkol oranı nedeniyle hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından tüketilebilen bir içecektir. Zamanla farklı bölgelerde farklı tariflerle yapılmış, her yörenin damak tadına göre şekillenmiştir.
Bugün Burak Aksungur gibi ustalar sayesinde bu kadim lezzet, modern şehir hayatında hâlâ yaşatılmakta ve yeni nesillere aktarılmaktadır.