TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi

13 Kasım 2023 - 11:57

TEMA Vakfı, 13-19 Kasım tarihlerindeki Erozyonla Mücadele Haftası'nı 'Türkiye Çöl Olmasın' sloganıyla karşılıyor. Ülkemizin önemli bölümünde çölleşme riski olduğunu belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, 'Çölleşmenin sebeplerinden biri erozyon. İklim kriziyle artan şiddetli yağışlar erozyonu artırarak topraklarımızı yok ediyor. Her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor' dedi, toprağı korumanın herkesin görevi olduğunu hatırlattı

TEMA Vakfı tarafından hafta boyunca; çevrim içi webinar, uzun yıllardır düzenlenen geleneksel Toprak Yürüyüşü, stant çalışmaları ve eğitim sunumları gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek.
 
Bir kez daha sesleniyoruz: Türkiye çöl olmasın!
Türkiye 1994’de, TEMA Vakfı’nın yıllardır birlikte anıldığı “Türkiye Çöl Olmasın!” sloganı ile tanıştı ve slogan o dönem toplumda büyük yankı uyandırdı. Önlem alınmadığı takdirde, ülkemizin çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ilk kez yüksek sesle dile getirilmişti. TEMA Vakfı 29 yılın ardından insan faaliyetlerinin neden olduğu ekolojik tahribatların ve bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit olan iklim krizinin şiddetinin artması nedeniyle bir kez daha “Türkiye Çöl Olmasın” diyor ve iklim krizi, erozyon, çölleşme ve kuraklığın ülkemizdeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.
 
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre iklim krizinin sebep olduğu, dünyanın ortalama sıcaklığındaki 1.1°C artış iklim krizinden en çok etkilenecek yerlerden biri olan ve ülkemizin içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda, dünyanın geri kalanına göre %50 oranında daha fazla yaşanacak.
 
2030 yılına gelmeden su fakiri olabiliriz
“İklim krizine dur demezsek sıcak hava dalgaları sıklığını ve şiddetini artıracak, buna bağlı olarak su varlıklarımız giderek azalacak” diyen Deniz Ataç, “Kişi başına düşen 1.347 m3 su miktarı ile su kıtlığı çeken ülkemizin, nüfus artışı ve su potansiyelindeki azalma ile 2030’dan önce su fakiri konumuna geleceği öngörülüyor. Araştırmalar, 2070’de Akdeniz Havzası’nın en büyük gölü Beyşehir Gölü başta, ülkemizin birçok su varlığının yok olacağını gösteriyor. Ülkemizin su potansiyelinde 2100’e kadar iyi senaryoda %15-20, kötü senaryoda %40-45 oranında azalma olacağı düşünülüyor” diye konuştu.
 
Ülkemiz şimdiden ciddi kuraklık tehdidi altında
Artan sıcaklık, azalan yağışlar sonucu yaşanan kuraklıkların, tarımsal üretimi ciddi etkilediğine vurgu yapan Ataç, “Birçok bölgemizde şiddetli kuraklık yaşanıyor. Küresel ısınma 1.5°C’de sınırlanmazsa, 2050’de tarımsal ürünlerin verimliliği %45 azalacak. Küresel gıda ihtiyacının % 35-56 artacağı göz önüne alındığında, toprak varlığımızı korumanın önemi görülüyor. Ülkemiz karasal alanının yaklaşık 3/4’ü orta ve yüksek çölleşme riski altında. Çölleşmenin en önemli sebeplerinden biri erozyon. İklim kriziyle artan şiddetli yağışlar erozyonu artırarak topraklarımızı yok ediyor. Ülkemizde her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor. Bu da en az 500 yıl gibi bir zamanda oluşan 1 cm’lik verimli üst toprağın 16 yıl gibi kısa bir sürede kaybedilmesi anlamına geliyor” dedi.
 
“Toprak; atmosferden karbonu alan bitkilerin yaşam alanı olmasının yanı sıra en büyük karbon deposudur. Bu nedenle iklim krizinin etkilerini azaltan çözümlerin odağında toprağın korunması yer alıyor. İklim kriziyle mücadele için toprağı korumak hepimizin görevi” ifadelerini kullanan Ataç, “Sera gazı salımının 2030 yılına kadar en az %35 oranında azaltılması, kömür başta olmak üzere fosil yakıt kullanımına son verilmesi ve toprak varlığımızın korunarak çölleşme ile mücadele edilmesi konusundaki çağrımızı yineliyoruz” diyerek bir kez daha karar vericilere seslendi.