<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>Soft Haber</title>
<link>https://www.softhaber.com</link>
<description>Yerel ve bölgesel haberlerin yer aldığı güncel haber sitesi </description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.softhaber.com</copyright>
<image>
<title>https://www.softhaber.com</title>
<url>
https://www.softhaber.com/images/genel/logo_1.png
</url>
<link>https://www.softhaber.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Bizim için önemli olan kamu yararı ve objektif olmak</title>
<description><![CDATA[İşlerimizin yoğunluğu ve sağlık sorunları nedeni ile bir süre yazılarımıza ara vermiştik.  Ağırlıklı olarak siyaset, iletişim, yerel yönetimler ve sağlık alanındaki görüşlerimize yer verdiğimiz yazılarımızda farklı güncel konuları da değerlendirmeye çalışıyoruz. Son aylarda siyaset ve yerel yönetimler ile ilgili gelişmeler yıllardır siyaseti ve yerel yönetimleri yakından takip eden bizleri de şaşırttı. Yaklaşık 30 yıldır aktif gazetecilik yapan, siyaseti ve yerel yönetimlerin çalışmalarını yakından takip eden, ayrıca siyasi danışmanlık ve kamuoyu araştırmaları alanlarında faaliyet gösteren kuruluşları yöneten biri olarak gelecekle ilgili öngörülerde bulunmakta zorlanıyoruz.  Her sabah “acaba bugün hangi belediye başkanları ya da siyasetçiler gözaltına alındı?” ya da “hangi kurum ya da kuruluşa operasyon yapıldı”  diye uyanmak alışkanlık yarattı.<br />
Yerel yönetim seçimlerinin üzerinden iki yıl 5 ay geçti. Bizim gündemimizde hangi belediye başkanı ne gibi başarılı icraatlar yaptı. Hangileri vaatlerini yerine getiremedi gibi konuların olması gerekirdi normal şartlarda.  Ancak bu kaos ortamında riske girmekten korkan ve kendini baskı altında hisseden belediye başkanlarının olumlu çalışmalar yaptıklarını söylemek zor. Maalesef içinde bulunduğumuz kaos ortamı nedeni ile başkanlar asli görevleri ile ilgilenmek yerine görev süresini bitirip bitiremeyeceğini merak ediyor. Biz de gazeteciler olarak belediyelerin başarılı ve Türkiye’ye örnek olacak projelerini haberleştirmek yerine belediye başkanlarının göz altı ve tutuklanma haberlerini yapıyoruz. Umarım bir an önce sular durulur, herkes asli işlerini yapmaya devam eder. İzmirliler yaşananlardan ve yerel yönetimlerin çalışmalarından memnun değil. Mevcut başkanların kalan süreyi çok iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Yapılan kamuoyu araştırmalarında İzmir’deki başkanların büyük çoğunluğu seçimde aldığı oy oranının altında gözüküyor. Her şey normale dönerse bizde belediyeler ile ilgili övgü ve eleştirilerimize devam ederiz. Başarılı çalışmalara haberlerimizde yer versek de gazetecilerin öncelikli görevi eleştiridir. Belediyeler ile ilgili hatalı ve yanlış bulduğumuz uygulamaları eleştiririz ancak başkanların başarılı hizmetlerini desteklemek ve kamuoyuna aktarmak ta görevlerimiz arasında. Herkes gibi belediye başkanları da hata yapabilirler, yanlış yönlendirilebilirler. Önemli olan eleştirileri dikkate alıp yaptıkları hataları düzeltmeleri. Burada bizim için kıstas, kamu yararı ve objektif olmaktır.<br />
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hatalı bulduğumuz uygulamaları eleştireceğiz. Başarılı icraatlar yapan belediye başkanlarının da bu icraatlarını kamuoyuna aktarmaya ve destek olmaya devam edeceğimizi vurgulamak istiyorum. Önemli olan vatandaşlarımıza daha iyi hizmet götürülüp yaşam standardının yükseltilmesi ve daha yaşanabilir kentlerin oluşturulması. Yerel yöneticiliğin de öncelikli amacı budur. Yapılan iş ve icraatları takip etmeye devam edeceğiz.<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/bizim-icin-onemli-olan-kamu-yarari-ve-objektif-olmak/54/</link>
<pubDate>Sun, 16 Aug 2026 23:15:21 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>​İzmir Kalesi</title>
<description><![CDATA[<br />
Sürpriz mi, Satranç mı?<br />
<br />
​Siyasette kartlar yeniden dağıtılıyor.<br />
<br />
Kulisler hiç olmadığı kadar hareketli.<br />
<br />
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifa ettikten sonra Yeni Parti’ye geçmeyip bağımsız kalması, akıllara tek bir soruyu getiriyor: <br />
Bu bir sürpriz mi, yoksa ince hesaplanmış bir satranç hamlesi mi?<br />
<br />
​Bağımsız hareket eden Tugay’ın bu duruşu, esecek bir rüzgarla birlikte "Kaleyi AK Parti’ye teslim eder mi?" <br />
<br />
Böyle bir ihtimal olması hâlinde,   tüm dengeler altüst olacağa benziyor.<br />
<br />
​Büyükşehir koltuğunda oturan bir ismin iktidar saflarına geçmesi, tüm taşları yerinden oynatır. <br />
<br />
Peki, böylesi radikal bir senaryoda İzmir ne kazanır, ne kaybeder?<br />
<br />
Yerel yönetim ile merkezi iktidarın aynı çizgide buluşması; İzmir’in yıllardır bürokratik engellere takılan Körfez temizliği, metro hatları ve kentsel dönüşüm gibi devasa altyapı projeleri büyük hız kazanabilir.<br />
<br />
Hazine ve Bakanlık kaynakları ardına kadar açılabilir. Bu da hizmet akıyor algısı yaratabilir.<br />
<br />
Diğer tarafta ise, seçmen sandıkta verilen oyun, bireysel bir kararla kulvar değistirmesini kendisine yapılan bir saygısızlık olarak görebilir.<br />
<br />
İzmir politik hafızası çok güçlü bir kenttir.<br />
<br />
İzmir seçmeni kişilere değil, temsil edilen çizgiye oy verir.<br />
<br />
Önüne gelecek  ilk sandıkta cevabı çok daha ağır verebilir.<br />
<br />
​Tugay’ın bir partiye geçmeyip bağımsız alan açması, güç dengelerini ve anketleri izlediği riskli bir "bekle-gör" stratejisidir.<br />
<br />
Kısa vadede pragmatik bir hamle gibi görünen bu tablo, uzun vadede sandıkta büyük bir hesaplaşmanın zeminini hazırlar.<br />
<br />
​Kale geçici olarak el değiştirse bile, surların arkasındaki seçmen iradesinin ne yapacağı, asıl şah-mat hamlesini belirleyecektir.<br />
<br />
Tugay her ne kadar, bağımsız kalacağını söylese de  gözler, 14 Ağustos tarihine, çevrilmiş durumda... Yani, Ak Parti'nin kuruluş yıldönümüne...]]></description>
<author>Şevket Salcı</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/sevket-salci/izmir-kalesi/53/</link>
<pubDate>Thu, 13 Aug 2026 20:29:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Belediye başkanları zaman ile yarışıyor</title>
<description><![CDATA[Yerel seçimlerin üzerinden yaklaşık 19 ay geçti. Cumhur ittifakına mensup Aliağa ve Menemen Belediye başkanları yerlerini korurken CHP’de ise dört belediye başkanı dışındaki başkanların hepsi değişti. Yeni seçilen başkanlarının genç ve kamuoyundan fazla tanınmayan isimler olması biz gazetecilerin işini biraz zorlaştırdı. Bir taraftan yeni belediye başkanlarını tanımaya çalışırken bir taraftan da yönetim tarzı ve gerçekleştirmeye çalıştığı projeler ile ilgili bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz. Pek çok gazeteci gibi belediye başkanlarının çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Üstelik 9 yıldır yerel yönetimler ile ilgili yayınladığımız ve 98. Sayısına ulaşan “Yerel İz Dergisi”de yerel yönetimleri daha da yakından takip etmemizi sağlıyor.Geçtiğimiz dönemde görev yapan belediye başkanlarımızın çoğunluğu ile iyi ilişkilerimiz oldu. Bazıları yanlış bulduğumuz icraatlarla ilgili haberlerimiz nedeniyle sorun yaşadık ve süreç bizi haklı çıkardı. CHP Genel Merkezi de bizimle aynı düşüncede olduğunu seçimlerde tekrar aday yapmayarak gösterdi. Oysa bizim yönelttiğimiz eleştirileri dikkate alsalardı kendi yararlarına olurdu. Biz kamuoyunun beklentilerini ve yapılan icraatlardan vatandaşların duyduğu rahatsızlığı dile getirmekten başka bir şey yapmadık. Sorun yaşadığımız belediye başkanlarının genel özelliklerini; iletişim problemi olan, başkanlık için gerekli donanımı olmayan, icraatları konusunda gerektiği kadar ön hazırlık yapmamış, halka tepeden bakan, ekibi zayıf ve güvenilir olmayan, halka tepeden bakan, basın ile ilişkiler konusunda başarısız ve sorulara yanıt vermekten kaçınma diye sıralayabiliriz.<br />
Seçimlerden bu yana geçen sürece baktığımızda İzmir’in 30 ilçesinde görev yapan belediye başkanlarının pek çoğu için başarılı demekte zorlanıyoruz. Göreve geldiğinden bu yana elle tutulur icraatı olmayan, hiç basın toplantısı düzenlemeyen, belediyesi ile ilgili iddialara yanıt vermekten kaçınan örnekler görüyoruz. Başarılı çalışmalar yapmadığını düşündüğümüz başkanların bir çoğunun önceki dönemden gelen borçlar ve devlete olan SGK gibi borçlar nedeniyle sıkıntı yaşadığını söylemezsek haksızlık etmiş oluruz. Ancak tüm bunlara rağmen başarılı çalışmalar yapan, vatandaş ve basın ile iyi iletişim kuran çok sayıda belediye başkanı da görüyoruz. Süreç içerisinde başkanların performanslarına yönelik değerlendirmelerimiz olacak. Yayıncılık dışında iştigal alanlarımızın birisi de kamuoyu araştırmaları olduğu için gözlemlerimiz ile birlikte yapmış olduğumuz araştırmaların ışığında ortaya çıkan verileri de değerlendireceğiz. Bize düşen doğru icraatları desteklemek, yanlış bulduğumuz icraatları eleştirmek ve hatalı davranışlar konusunda uyarı da bulunmak. Beklentimiz yeni başkanların kendilerinden önce görev yapan başkanların doğru icraatlarını devam ettirip, hatalarından ders alıp aynı hatalara düşmemeleri.]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/belediye-baskanlari-zaman-ile-yarisiyor/52/</link>
<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 11:32:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şenol Aslanoğlu&amp;#39;ndan Mektup Var</title>
<description><![CDATA[CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, tutuklu bulunduğu Buca Kırıklar Cezaevi’nden İzmir’deki bazı gazetecilere mektup gönderdi. Bize de ulaşan mektubun içeriği ve Aslanoğlu’nun mesajlarını bir gün gecikmeli de olsa değerlendirmek istiyorum.<br />
Ülkede yaşanan hukuksuzluk ve adaletsizliğe vurgu yaparak mektubuna başlayan Aslanoğlu, tutuklu yargılanmasına dikkat çekerek, “ Benim isyanım, neden tutuklu yargılanıyorum? Suçu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur ve tüm dünya da yargılama tutuksuz yapılır. Tutukluluğa sebep, kaçma şüphesi. Mahkeme de dediğim gibi, üç yıl il başkanlığı, 20 yıldır şehrin bilinen iş insanı olarak benim kaçma şüphem varsa İzmir’de kimin kaçma şüphesi olmadığını söyleyin de hepimiz kendimize çeki düzen verelim. Delillerin karartılması ise tam bir komedi. Soruşturma bir buçuk yılönce başlamış, bir yıl önce ben savcılığın isteği ile ben davaya ilişkin gidip ifade vermişim. Yani soruşturmayı bir buçuk yıldır biliyorum. Sonrası defalarca yurt dışına gidip gelmişim. Savcılık bir buçuk yıl soruşturmuş, gece sabaha karşı iki yüze yakın kişiyi gözaltına almış, üç buçuk aydır hapis yatıyorum. Hangi delil bir buçuk yıldır bulunamamış olabilir? Bir buçuk yıldır karartmadığım delili hapisten çıkınca mı karartacağım.?<br />
Komik.” Diyerek soruşturma ve tutukluluk sürecinin tutarsızlığını vurgulamış.<br />
CHP İzmir İl Kongresi ile ilgili düşüncelerini de kaleme alan Aslanoğlu süreçle ilgili şu konulara dikkat çekiyor: “İl başkanlığına devam etme iradesi bana ait değildir. Ben üç aydır ne diyorsam aynı şeyi söylemeye devam ediyorum. Bölünmeden, parçalanmadan, yıpranmadan, yıpratmadan, hiçbir yoldaşımızı arkada bırakmadan, küsen,darılan kim varsa tüm yol arkadaşlarımızın koluna girerek tek vücut, tek  yürek iktidara yürümeliyiz. Küçük görev büyük görev demeden, bana ne görev verilirse en iyisini yapmaya çalışacağımı, ‘dur’ denirse durup ‘koş’ denirse koşacağımı defalarca yazdım, çizdim, haykırdım. O yüzden de adaylıkla ilgili sorularınıza aynı karşılığı verdim. Partiye bu kadar saldırı varken kişisel isteklerin zerre kadar önemi yok. Herkes hapisteyken konu bu olmamalı. İçeride dışarıda hepimize düşen mücadele etmektir. O yüzden adaylık iradesi bana aittir. Aday olma görevi bana da Genel Başkanımız Özgür Beyin telefonu ile eşim vasıtasıyla tebliğ edilmiştir. İrade genel başkanımızındır. İrade tüm İzmir İl Örgütü’ne, her bir üyemize ve bana aynı zamanda ve aynı metotla bildirilmiştir.”<br />
“CHP tarihinde en çok seçim, kongre kurultay görmüş il başkanıyım. Çok emek verdim, çok çalıştım. Sonunda hapse de girdim. CHP’nin tutuklu tek il başkanıyım.” Sözleriyle görevde bulunduğu dönemde yaşananlara dikkat çeken Aslanoğlu, mektubunda Türkiye’de yaşanan siyasi ve ekonomikgelişmelere de yer vermiş. Mektubunun son bölümünde gazetecilere seslenen Aslanoğlu, “ Ülkedeki adaletsizlikleri, yargıya güvenin kalmadığını, adalet ölürse devletin öleceğini dosta düşmana haykıracak gazetecilere ihtiyacımız var. Siz olmadan başaramayız. Siz olmadan bu ülkeye ne adaleti ne de refahı getirebiliriz. Bugüne kadar ne başardıysak sizin desteğinizle başardık; siz olmasaydınız, özgür basın ve özgür gazeteciler olmasaydı doğruları topluma ulaştıramazdık. Sokağın sesinin daha fazla duyulmasına, gerçeklerin gün yüzüne çıkmasına ihtiyacımız var. Size ihtiyacımız var. Hadi gelin, 17’sinde bizi yalnız bırakmayın. İzmirli duruşunu tüm ülkeye gösterelim. Siyasetin kötülük yapmak olmadığını, hizmette yarış olduğunu herkese hatırlatalım. Hadi gelin, 17’sinde bizi yalnız bırakmayın.”<br />
Şenol Aslanoğlu’nun gönderdiği altı sayfalık mektubun bazı bölümlerini sizinle paylaştım. Yorum yapmadan Aslanoğlu’nun düşüncelerini sizlere aktarmaya çalıştım. Mektup bir siyasetçinin,yaşadıklarına ve ülkede yaşananlara tepkisini gözler önüne seriyor. Ayrıca Aslanoğlu’nun yaşadığıonca sıkıntıya rağmen mücadele azminden hiçbir şey kaybetmediğini, yarınlara olan inancını da vurguluyor.]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/senol-aslanoglundan-mektup-var/51/</link>
<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 11:56:22 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Algı Operasyonu İşe Yaramadı</title>
<description><![CDATA[Bir süredir yoğunluk nedeni ile  yazmaya ara vermiştik. Yazılarımızda siyaset, yerel yönetimler ve iletişim konularına ağırlık veriyoruz. Yerel seçimlerden sonra yeni seçilmiş belediye başkanlarına en az bir yıl süre vermek gerektiğini söylemiştik. Bu süre İzmir’in yeni seçilen belediye başkanlarını tanımak ve ilk bir yıllık icraatlarını değerlendirmek için yeterliydi. Bu süreçte bir çoğu ile tanıştık ve yaptıkları icraatlar hakkında bilgi sahibi olduk. Bazı belediye başkanları ise yıllardır tanıdığımız ve çalışma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olduğumuz isimlerdi. Bunlardan birisi de Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen. Mehmet Türkmen’i Ulucak Belediye Başkanı olduğu yıllardan tanırım. İki dönem Ulucak Belediye Başkanlığı yapan Türkmen, Ulucak’ın Kemalpaşa ile birleşmesinden sonra iki dönemdir de Kemalpaşa Belediyesi’nde Başkan Yardımcılığı görevini yapıyordu. Kemalpaşa da samimiyeti, dürüstlüğü ve yardımseverliği ile tanınan Mehmet Türkmen’i 31 Mart seçimlerinde aday gösteren CHP, AK Parti’nin çok güçlü olduğu ilçede seçimi kazandı. Şu anda görevde bulunan belediye başkanları arasında açık ara en deneyimli isim olan Mehmet Türkmen son günlerde konser organizasyonu ile ilgili gündeme geldi.  29 Ekim deki Gülşen’in konserinin ertelenmesinden sonra yapılan ödemeler ile ilgili gelen bir ihbar üzerine Mehmet Türkmen idari ve adli soruşturma başlatıyor ve iki kişi hakkında tutanak tutturuyor, açığa alıyor ve suç duyurusunda bulunuyor. Aradan aylar geçiyor ve geçtiğimiz günlerde  belediyeye gelen emniyet güçleri söz konusu iki kişi ile Belediye Başkan Yardımcısı ve iki belediye personelini daha gözaltına alıyor. Daha sonra belediye başkanının şikayet ettiği iki kişi dışındakiler serbest bırakılıyor. Olayın duyulmasında sonra bazı malum çevreler bunu Kemalpaşa Belediyesi ve Başkan Türkmen aleyhinde kullanmaya ve ilişkilendirmeye çalışsa da CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve Mehmet Türkmen’in yaptığı açıklamalar ile durum açıklığa kavuşuyor. Murat Bakan ve Şenol Aslanoğlu’nun sahip çıktığı Türkmen’e farklı siyasi partilere mensup çok sayıda isim de destek verdi. Bu destek Türkmen’e yapılan algı operasyonunu etkisiz hale getirdi. Daha önce görev yaptığı dönemlerde de ismi akçeli işlerle ve hukuksuz işlemler ile anılmayan Türkmen’e Kemalpaşalıların sahip çıkması ona duyulan güveni gösteriyor. Yeni seçilen belediye başkanlarının da çalışmalarında Mehmet Türkmen’i örnek alması ve halkın güvenini kazanmasını tavsiye ediyorum.<br />
İlk yıllarını dolduran belediye başkanlarının bir yıllık performansları ile ilgili görüşlerimizi önümüzdeki günlerde kaleme almaya başlayacağız. Bazıları hakkında ilk izlenimlerimiz  maalesef olumsuz. İzmir’deki tüm belediyelerin yaptıkları çalışmalarla ilgili basın bültenleri bize gelir. Bizim değerlendirme kıstaslarımızdan birisi de budur. Ancak ayda bir tane bile basın bülteni göndermeyen belediyeler var. Demek ki bir ayda kamuoyuna duyurmaya gerek duyacağı hiçbir icraat yapmamış o belediye başkanı. Önümüzdeki günlerde belediye başkanlarının yanı sıra basın danışmanlarının da performanslarını değerlendireceğimiz yazıları kaleme alacağız. <br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/algi-operasyonu-ise-yaramadi/49/</link>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2025 13:51:09 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Başkan Günay İcraatlarını anlattı</title>
<description><![CDATA[Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, göreve başladığı günden bu yana yaptığı icraatları düzenlediği lansman toplantısı ile Güzelbahçeliler ve basın mensupları ile paylaştı. Lansmanı takip etmek için yerimizi aldığımızda Anfi tiyatronun bayraklarla süslendiğini ve Güzelbahçeliler tarafından doldurulduğunu gördük. Davetliler arasında  CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Altan İnanç, Tacettin Bayır, Musa Çam, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Narlıdere Belediye Başkan Yardımcısı Celal Yıldız, Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Pehlivan gözümüze çarpan isimlerdi.<br />
 “Güzelbahçe’nin onayı, ailemizin Günay’ı”, “Sözünün eri, Güzelbahçe’nin neferi” sloganları arasında sahneye çıkan Günay, yaptığı çalışmaları barkovizyon görüntüleri eşliğinde anlatmaya başladı. Heyecanı, güler yüzü, sempatik tavırları ile dikkat çeken Günay, seçim döneminde vaatlerinin yer aldığı kitaptaki vaatlerinin yarısını gerçekleştirdiğini söyledi. Günay'ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:<br />
Sahil düzenlemesi 45 günde bitmiş.  Güzbel Cafe ve Sahil Cafe hizmete açılmış. Seferihisar yolu Oya ağaçları ile süslenmiş. Belediye personeli her hafta muhtarları dinliyor. Gençler ile görüşülüyor, sorunları dinleniyor. Payamlı yolunu kısaltacak çalışmalar bitmiş, Büyükşehir'in asfaltlaması bekleniyor. Çamlı'ya minibüs getirilmesi, Düğün salonu ve Gasilhane yapılması da yapılan hizmetler arasında.  Köylü kadınların kullanımı için Salça ve üzüm sıkma makinesi alınmış.  Temizlik bisikleti ve süpürme aracı alınması,  Ali İsmail Korkmaz Parkı’nın hizmete açılması, Kent mobilyalarının belediye çalışanları tarafından üretilmesi de yapılanlar arasında. Güzelbahçe - Foça feribot seferlerinin başlaması, Gece Pazarı’nın tekrar açılması, e-imar uygulamasının başlaması, gençlere spor imkanı sağlanması, Güzel Kart ile hastanelerle yapılan protokol gereği evde bakım ve sağlık hizmetlerinin başlaması da ilk 100 günde yapılanlar arasında. Özellikle eski Yelki Belediye Binasının kiracısı tarafından atıl durumda bırakılması ve belediyeye teslim edilmemesi nedeniyle meclis üyeleri ile birlikte kilitli kapıları kırıp binayı teslim alması da Günay'ın artıları arasında yer alıyor.<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/baskan-gunay-icraatlarini-anlatti/48/</link>
<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 12:42:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Büyükşehir Meclisi İzlenimleri...</title>
<description><![CDATA[Meslek icabı uzun yıllar Büyükşehir Belediye Meclis Toplantılarını yakından takip ettim. Son yıllarda eskisi kadar olmasa da fırsat buldukça takip etmeye çalışıyorum. Cemil Tugay'ın başkan seçildiği günden bu  yana dün ilk kez bir meclis toplantısını  izleme imkanım oldu. Meclisin yaş ortalaması geçen döneme göre küçülmüş. Belediye Başkanlarının çoğunluğu da toplantıya katılmıştı. Gündem yoğundu ve bazı konuşmacıların sözü uzatması meclisinde süresini uzattı. Ancak inat edip sonuna kadar izledim.<br />
    Karşıyaka Belediye Başkanı seçildikten bir süre sonra Cemil Tugay ile Yerel İz Dergisi için röportaj yapmıştım. Bir kaç defa de Karşıyaka Belediye Meclisini yönetirken izlemiştim. Dün akşam İzlediğim Cemil Tugay süreç içerisinde çok tecrübe kazanmış. "Ben başkanım benim dediğim olur" gibi bir yönetim tarzı yerine demokrat bir tutum sergilemesi, tribüne oynamak yerine çözüm odaklı bir yaklaşımı tercih etmesi dikkatimi çekti. Tatlı sert üslubu ile meclisin sağlıklı çalışması için üstüne düşeni fazlası ile yaptı.     Toplantının başında bir grup gencin İsrail'i protesto için gösterdiği tepkiyi babacan bir üslupla karşılaması, nezaketi elden bırakmadan olayı yatıştırması güzel bir hareketti. Toplantı sırasında izlediği yapıcı tutum, esprileri, yanlış anlaşılabilecek bir sözü için özür dilemesi ve nezaketi taktir edilesiydi. <br />
     Meclisin son bölümünde sözü gereksiz uzatan konuşmacılara gösterdiği sabır da dikkat çekiciydi. Özellikle İzmir'in sorunlarının çözümü noktasında AK Parti grubuna el uzatması, işbirliği ve destek çağrısını da olumlu buldum. " İşbirliği imkanı olacaksa kentsel dönüşüm konusunda iş birliği için TOKİ'ye gidebilirim" demesi de meclisin genelinde olumlu karşılandı. AK Parti Grup Başkanvekili Hakan Yıldız da İzmir'in sorunlarının çözümü konusunda işbirliği yapmaktan kaçınmayacaklarını söyleyerek uzatılan eli geri çevirmedi. <br />
    Cemil Başkan ve CHP Meclis Grubu ile AK Parti Grup Başkanvekili Hakan Yıldız ile meclis grubunun kurmayları Nail Kocabaş, Dilaver Kişili gibi isimler işbirliği konusunda gerekli çabayı gösterirse İzmir'in sorunlarının çözümü konusunda büyük mesafe alınır diye düşünüyorum. <br />
    Dilerim her iki taraf İZBAN'ın kuruluş dönemindeki işbirliği ortamını yeniden oluşturur ve yapacakları çalışmalar ile İzmir'den tüm Türkiye'de konuşulan başarı hikayelerinin kahramanı olurlar. Bundan başta İzmirliler olmak üzere herkes karlı çıkar. <br />
    Yerel yönetimler ile ilgi dergi ve haber sitelerimiz olduğu için bundan sonra da fırsat buldukça Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin meclis toplantılarını izleyip sizlere aktarmayı sürdüreceğiz.<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/buyuksehir-meclisi-izlenimleri/47/</link>
<pubDate>Tue, 11 Jun 2024 10:17:13 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Katip Çelebi Üniversitesi Raporu?</title>
<description><![CDATA[Sayıştay Başkanlığı’nın Katip Çelebi Üniversitesi’nin 2021 yılı ile ilgili denetim raporu yayınlandı. İlgili haberi sitemizde bulabilirsiniz. Haberi okuyunca rahatsız olduğum konuları gündeme getirme ihtiyacı duydum. Katip Çelebi Üniversitesi ile ilgili geçtiğimiz yıllarda çok sayıda yazı yazdık, eleştiriler yaptık, üniversite yönetimine sorular yönelttik. Ancak sorularımızın hiç birine cevap alamadık. Sayıştay’ın 2019 yılı denetim raporunda,  “üniversite de rektör, rektör yardımcısı, dekan ve öğretim görevlileri arasından tespit edilebilen 27 kişinin birbiri arasında akrabalık bağı bulunduğu görülmüştür.” tespiti yapılmıştı. TBMM’de de gündeme gelen konu ile ilgili üniversite yönetimi sessizliğe bürünmüştü.<br />
Sayıstay’ın 2021 yılına ilişkin raporunda da üniversitedeki çok sayıda yanlış uygulama tespit edilmiş.
<ul>
	<li>Üniversitedeki atamalarda liyakat esaslarına ve objektif kurallara uyulmadığı, sınavsız atamaların yapıldığı.</li>
	<li>Açık ihale usulü ile yapılması gereken ihalelerin pazarlık usulü ile yapıldığı.</li>
	<li>Üniversite de doğrudan temin ile yapılan bazı ihalelerin, Elektronik Kamu Alımları Platformuna (EKAP) kaydının yapılması zorunlu olmasına rağmen kaydının yapılmayarak kamuoyundan gizlendiği.</li>
	<li>Üniversite yönetiminin 4784 sayılı Kamu İhale Kanunu’na aykırı olarak doğrudan temin yöntemiyle yapılan ihalelerde ihaleye giren şahıs ve şirketler hakkında yasaklılık kontrolünü yapmadığı tespit edilmiştir.</li>
</ul>
Sayıştay Raporu’ndaki bulguların bazılarını aldık. Benzer hatalı birçok uygulama daha var.<br />
 <br />
Üniversite yönetimi önceki yıllarda olduğu gibi Sayıştay Raporu ile ilgili bir açıklama yapmayıp sessiz kalarak geçiştirecektir. Ancak rapordaki tespitler üniversite yönetimini zan altında bırakmaktadır. Benim aklıma gelen şu sorular, ilgili haberleri okuyan her vatandaşın aklına gelecektir:
<ol>
	<li value="NaN">Liyakat esaslarına uymadan 12 yıldır atamaların sınavsız yapılması hakkında ne söyleyeceksiniz?</li>
	<li value="NaN">Açık ihale ile yapılması gereken ihaleleri pazarlık usulü ile yapılmasını nasıl açıklayacaksınız? Bu durum ihaleyi alanlar ve ihaleyi yapanlar ile ilgili vatandaşların kafasında soru işaretleri oluşturuyor. Bu soru işaretlerini nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?</li>
	<li value="NaN">Doğrudan temin ile verdiğiniz ihalelerin bazılarını EKAP’a bildirmeyerek neleri gizlemeye çalışıyorsunuz?</li>
	<li value="NaN">Kamu İhale Kanunu’nda açıkça belirtilmesine rağmen ihaleye girenlere yasaklılık kontrolü yapmayarak, bazı yasaklı kişi ya da şirketlere ihale verilmesini mi sağladınız? Devletin ticari veya örgüt bağlantısı nedeni ile ihale yasağı koyduğu kişilere bugüne kadar ihale verildi mi? Bu durumu nasıl açıklayacaksınız?</li>
</ol>
Daha önce olduğu gibi bu sorulara da yanıt alamayacağımı biliyorum. Biz aklımıza gelen soruları yönelterek gazetecilik görevimizi yapalım. Kamuoyunun gündemine taşıyalım. Üniversite yönetimi de nasılsa hesap soran yok deyip sessiz kalsın, birkaç gün sonra unutulur deyip kulağının üzerine yatsın daha önce olduğu gibi. Bir ilahiyat Profesörü olan Rektör Saffet Köse ve üniversite yönetimine şunu hatırlatmak istiyorum. Yanlış yapıyorsunuz. Hesap sorulmasından ve kamuoyunun tepkisinden çekinmediğiniz bugüne kadarki icraatlarınızdan anlaşılıyor. Ancak sınav yapmadığınız için atanamayan yöneticiler, kurallara uymadığınız için ihalelerde mağdur ettiğiniz şahıs ve firmalar sizden iyi sözlerle bahsetmiyor. Bir de “Kul Hakkı” diye bir şey var, biliyor musunuz?<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/katip-celebi-universitesi-raporu/44/</link>
<pubDate>Thu, 29 Sep 2022 19:00:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Turgutlu&amp;#39;da çevre katliamı sürüyor</title>
<description><![CDATA[Manisa'nın Turgutlu ilçeside bir süre önce faaliyete geçen Turgutlu Biyogaz Enerji Üretim A.Ş. ye ait biyogaz tesisinin çevredeki tarım arazilerine, yeraltı sularına ve Gediz Nehri’ne verdiği zararlar ile ilgili bugüne kadar çok sayıda haber yaptık. Ancak çevrede bulunan köylülerin, muhtarların ve Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in çağrılarına yetkililerden ses gelmedi.<br />
Geçtiğimiz günlerde Turgutlu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ilçedeki çiftçilere bir çağrıda bulundu. Çağrıda şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
<img alt="" src="/images/files/uploads/1653030816400.jpg" style="width: 650px; height: 360px;" /><br />
<br />
“ Çiftçilerimizin Dikkatine!<br />
Biyogaz Tesisi atıklarının yapılan analizi sonucunda tuz içeriğinin yüksek olduğu tespit edilmiş olup, tarım arazilerine tuzluluk sorunu yaratabileceğinden dökülmesi uygun değildir.<br />
Turgutlu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü”<br />
Yine tesisin yakınında bulunan Musalar Yeniköy Muhtarı Yıldıray Aktaş’ta köylüleri uyararak biyogaz tesisinin atıklarının döküldüğü alanların çoraklaştığını ve bu alanlarda bulunan bitki ve ağaçların kuruduğuna dikkat çekti. Yetkililerden tarım alanlarına zarar veren bu tesis ile ilgili önlem almalarını, gerekli denetimlerin yapılmasını istediklerini vurgulayan Aktaş, “ Sayın Cumhurbaşkanımıza da buradan seslenmek istiyorum. Bu işe el atsın. Bu topraklarda tarım bitmesin.” dedi.<br />
Çiftçilerin şikayeti üzerine bölgeye gelip inceleme yapan Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen ise şunları söyledi:<br />
''Biyogaz üretimi sonrasında oluşan katı maddelerin gübre olarak kullanıldığını biliyoruz. Ortaya çıkan sıvı atıkların ise uygun koşullarda deşarj edilmesi gerekir. Bazı durumlarda tarla ve sera bitkileri için gübre olarak kullanılsa da aslında öncesinde tekrar arıtılması gerekmektedir. Çünkü bu sıvı kısım aslında yüksek kirlilik içermektedir. Ayrıca fermentöre konulan maddelerde bulunabilecek toksik maddeler nedeniyle reaktör çıkışından sonra atıklar analiz edilmelidir. Yaşanan bu çevre katliamına karşı ilgili kurumları göreve davet ediyoruz. Bereketli tarım arazilerimizi sermayeye kurban etmeyin.''<br />
Turgutlu da doğup büyüyen, ataları da bu topraklarda yaşamış birisi olarak yaptığımız her haber öncesinde şirket yetkililerini arayıp görüş almak istedik. Önceleri biyogaz tesisinden çıkan atıkların zararlı olmadığını söyleyen şirket yetkilileri bir süredir telefonlarımıza çıkmaz oldu. Sorduğumuz soruları yanıtlamaktan kaçınan şirket yetkililerin son icraatı ulusal bir haber ajansına Pamukkale Üniversitesi’nden bir akademisyene biyogaz atıkları ile ilgili haber yaptırmak oldu.<br />
<br />
Nedense Turgutlu Biyogaz Üretim A.Ş. nin ortakları Denizlili tekstilci İsmail Uğurlu, Uğurlular Elektrik Üretim A.Ş. ve Uğurlular Tekstil Sanayi’nin merkezinin bulunduğu Denizli'de bulunan Pamukkale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Necip Atar,  atıkların gübre olarak kullanılabileceğini açıkladı. Necip Hoca hangi araştırmasından böyle bir sonuç elde etti merak ediyorum. Turgutlu’nun çok yakınında Ege Üniversitesi ve çok sayıda üniversite varken yeni kurulan bu tesisle ilgili açıklamayı neden Pamukkale Üniversitesi’nden bir hoca yapar onu da anlamadım. Bugüne kadar Tarım İl Müdürlükleri başta olmak üzere hiçbir devlet kurumunun gübre olduğuna dair belge veremediği atıkların gübre olduğunu söyleyen Necip Hocayı iddiasını ispata davet ediyorum. Tesise her gün farklı atıklar girdiği halde aynı sonucun nasıl alınabileceğini merak ediyorum.<br />
Merak etiğim diğer konular ise ÇED süreci mahkemelik olan, atıklarının çevreye verdiği zararı gözlerimle gördüğüm, çevredeki köylülerin ve muhtarların şikayet ettiği, Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in atıkların çevreye verdiği zararın önlenmesi için yetkililere çağrıda bulunduğu, sorduğumuz sorulara cevap vermekten kaçınan biyogaz tesisi yöneticilerinin sıkılmadan masa başında ''Turgutlu Biyogaz’ın atıkları Manisa’nın bereketli tarım topraklarını zenginleştiriyor'' diye haber yaptırmaları, Başta Murat Baybatur olmak üzere diğer Manisa Milletvekillerinin Gediz Ovası ve Gediz Nehri’nin atıklarla zehirlenmesi konusundaki sessizlikleri, Manisa Valisi başta olmak üzere, Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürü’nün işlem yapmak için neyi bekledikleri, Turgutlu halkının oyu ile seçilen Belediye Başkanı Çetin Akın’ın köylü ve muhtarların şikayetlerine tepkisiz kalması.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/files/uploads/1653030748237.jpg" style="width: 650px; height: 360px;" /><br />
<br />
Evet. Merak ettiğim konuların yanıtlarını alabilir miyim? Bilmiyorum. Ancak konunun takipçisi olacağımı ve bugün çeşitli nedenlerle sessiz kalan ve görevini yapmayanların vebalinin büyük olduğunu iyi biliyorum.<br />
Çocukluğumuz da tertemiz suyunda yüzdüğümüz, balık tuttuğumuz Gediz’in atıklar yüzünden simsiyah aktığını, biyogaz tesisi örneğinde olduğu gibi bu kirliliğe göz yumanların küçük çıkarlarını bir yana bırakarak çocuklarının da Gediz Nehri’nin suladığı bu topraklarda yaşamlarını sürdüreceğinin bilincine vararak harekete geçmelerini bekliyorum.]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/turgutluda-cevre-katliami-suruyor/43/</link>
<pubDate>Fri, 20 May 2022 09:50:16 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İki başkan iki kütüphane uygulaması</title>
<description><![CDATA[Bayraklı Belediyesi tarafından kapatılan kütüphaneler konusunu Egeli Haber ailesi olarak İzmir kamuoyunun gündemine getirmiş ve kapatılan 10 kütüphanenin yeniden açılması için mücadele etmiştik. Ancak Bayraklı’nın ‘’öğretmen’’ belediye başkanı Serdar Sandal, kapattığı kütüphaneleri açmak yerine, 2 tane daha kütüphaneyi kapattı ve göreve geldiğinde 15 olan kütüphane sayısını ‘’anlamsız bahaneler’’ ile 3’e düşürmüştü. Geriye kalan 3 kütüphanenin de geleceği meçhul. Biz kütüphane kapatma haberlerin yazmaya başlayınca İzmir kamuoyu konuyu tartışmış, ancak belediye başkanı geri adım atmamıştı.<br />
Konu ile ilgili yaptığımız haberlerde öğrencilerin internetten faydalanarak derslerini yaptıkları, kitap okudukları ve arkadaşları ile bir araya gelip vakit geçirdikleri kütüphanelerin kapatılmasının yanlış olacağını gündeme taşıdık. Durumdan şikayetçi olan anne ve babaların haklı itirazlarını aktardık. Öğrencilerin kütüphanelerde vakit geçiremeyince kötü alışkanlıklara, kötü kişilerin ellerine düşeceğini yazdık. Evlerinde internet olmadığı için ödev yapamayan çocuklarımızdan örnekleri anlatmıştık. Ancak bunlar kütüphanelerin kapatılmasını engelleyemedi. Aralarında uluslararası yarışmalarda ödüller almış kütüphanelerin kapatılmasının rahatsızlığı sürüyor. Çocukların rahatlıkla hizmet alabildiği mahalle kütüphanelerinin yerine iki merkezde kütüphanenin açık kalacağını söyleyen belediye yetkilileri, “ Başka semtteki kütüphaneye gitmek için dolmuşa verecek param yok” diyen çocuğa verecek cevap bulamıyorlar. Özellikle evlerinde internet olmadığı için çocuklarının ancak kütüphanede ödevlerini yapabildiğini vurgulayan aileler ise şunları söylediler:<br />
“ Çocuklarımız kütüphaneye gider derslerini yaparlardı, çünkü artık her şey internet üzerinden ve evlerimizde internetimiz çoğunlukla kapalı, ödeyemiyoruz. Bilgisayarımız yok, oradan yararlanıyorlardı. Evde ders yapma ortamı olmayan çocuklar var. Kitap alacak paramız yok, oralarda ders kitapları oluyordu, olan arkadaşları getirirdi, bizim çocuğumuz da yararlanırdı. Oralarda arkadaşları ile sohbet ederlerdi, dışarılara çıkmaz, kötü arkadaş ve alışkanlıklardan uzak dururlardı. Kütüphane görevlileri onlara nasihat eder, yol gösterirlerdi. Ayrıca kitap okurlar, dünyayı tanırlardı. Kitap alacak paramız yok ki bizim. (Merkezdeki kütüphaneye gitsin çocuklarınız) dediler bize, bizim oralara gönderecek yol paramız yok ki. Çocuklarımızın geleceğini çaldılar, ufuklarını kapattılar. Bir öğretmen başkandan bunu beklemezdik.” diye konuşmuşlardı.<br />
 <br />
-Kütüphane açmak için kampanya başlatan, ziyaretçilerinden kitap isteyen başkan<br />
 <br />
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Soyer, “Bundan sonra ziyaretime gelecek herkesten çiçek veya hediye değil, kitap bekliyorum. İzmir'deki her mahalleye kütüphane açacağız. Çok kitap lazım.” Bu açıklamadan kısa bir süre sonra da İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘’Her Mahalleye Bir Kütüphane” kampanyası başlatıldı.<br />
İZBETON “Her Mahalleye Bir Kütüphane” projesi kapsamında İzmirli muhtarları projeye dair bilgilendirdi. Projeden faydalanmak isteyen muhtarlar, kütüphane taleplerini İZBETON’a iletti. İZBETON ekipleri kütüphane yapılacak alanın uygunluğu, muhtarlığın mahalledeki konumu, bütün mahalleye hizmet edip edemeyeceği gibi kriterleri göz önüne alarak muhtarlıkları inceledi. İlk etapta Bayraklı, Bornova, Buca, Çiğli, Güzelbahçe, Gaziemir, Karabağlar, Karşıyaka, Kemalpaşa, Konak ve Narlıdere’deki muhtarlıklara kütüphane kurulacak.<br />
Başkan Tunç Soyer’in çağrısı büyük ses getirdi bir haftada 3 bin kitap bağışlandı. Başkan’ın ziyaretçileri beraberlerinde onlarca kitap getirdiler, vatandaşlar, kitap toplama noktalarına yüzlerce kitap taşıdı. Başkan Soyer, ‘’yetmez, daha çok kitap lazım’’ dedi. Herkes kitap için seferber oldu. Genel merkez, Millet ittifakı hatta ve hatta iktidar partisi yöneticileri bile alkışladı bu seferberliği.<br />
Evet. Bir tarafta var olan ve uluslararası ödüller almış kütüphaneleri kapatan bir başkan var. Diğer taraf ta dezavantajlı mahallelerde kütüphane kurmak için kampanya başlatan ve hediye olarak kitap kabul eden bir başkan. İzmirliler bu iki başkanın uygulamalarını karşılaştırıp gerekli sonuca ulaşacaktır.<br />
Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal’ın kütüphaneleri kapatma kararını ve kendisine bu aklı verenleri bir gözden geçirmesinde fayda var. Yoksa kamuoyu araştırmalarında ortaya çıktığı gibi metropoldeki belediye başkanları arasında en başarısız isimler den biri olarak kalmaya devam eder.<br />
 <br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/iki-baskan-iki-kutuphane-uygulamasi/42/</link>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 13:19:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Banka ve kaz!</title>
<description><![CDATA[Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu. Kısaca, BDDK.<br />
<br />
Kurumun misyon ve vizyon sayfasında bakın ne yazıyor;<br />
<br />
Tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasını sağlamak....<br />
<br />
Koruyabiliyor mu? Bu tartışılır...<br />
<br />
Çoğu banka vatandaşı  yolunacak bir kaz olarak görüyor... Buna devlet bankaları da dahil.<br />
<br />
Bankada hesabınız mı var. Her türlü sorunu yaşamaya hazırsınız demektir.<br />
<br />
Çünkü her bankanın kendine göre kuralları var.<br />
<br />
Bankada istediğiniz kadar paranız olsun... Çekemezsiniz<br />
<br />
Bankamatik kaç para verirse onu alacaksınız.<br />
<br />
Beş bin,  istiyorsunuz...<br />
<br />
"Dört bin" diyor<br />
<br />
Tamam... diyorsunuz<br />
<br />
Bu defa "üç bin" diyor.<br />
<br />
Şaka gibi...<br />
<br />
Hadi ver...  onu ver diyorsunuz.<br />
<br />
Bu kez  23.5 TL çekim ücreti istiyor.<br />
<br />
Bankanın önündesiniz, hem de kendi şubenizin...Çekim ücreti istiyor.<br />
<br />
Hangisi mi... Şekerbank...<br />
<br />
Yazıyor tüm bankaların ortak şubesi... ATM.<br />
<br />
Hesabınızı sorgulayacaksınız.<br />
Para istiyor.<br />
<br />
Her taraf soygun yeri...<br />
<br />
Ya diğeri...<br />
<br />
Yok aslında birbirlerinden farkları.<br />
<br />
Para yatırıyorsunuz...<br />
<br />
Bir bakıyorsunuz, paralar yok.<br />
<br />
Akıl sır erdirmek mümkün değil.<br />
<br />
Bankamatik paranızı resmen gasp ediyor.<br />
<br />
Bankaya girip durumu anlatıyorsunuz.<br />
<br />
Yaşananlar onlar için gayet normal... Çünkü bu bir ilk değil.<br />
<br />
Paralar hemen tesbit ediliyor.<br />
<br />
Aslında bankamatik işini çok iyi biliyor.  Aşırdığı paraları başka bir bölüme koyuyormuş.<br />
<br />
Paralar anında tesbit ediliyor.<br />
<br />
Ama alamazsınız.<br />
<br />
Harcama itirazında bulunacaksınız...<br />
<br />
Komedi gibi.. <br />
<br />
Harcamadığınız paraya, harcama itirazı....<br />
<br />
İtirazı yaptın...<br />
<br />
Bekleyeceksin...<br />
<br />
60 gün ile 180 gün arası...<br />
<br />
O kadar kolay mı parayı geri almak.<br />
<br />
"Oh ne ala memleket" dediğinizi duyar gibiyim.<br />
<br />
Faiz almadan bir kuruş dahi vermeyen  bankalar, kafasına göre vatandaşın parasına el koyuyor.<br />
<br />
Canı ne zaman isterse o zaman veriyor.<br />
<br />
Aslında yaptıkları bir suç....<br />
<br />
Ama kimin umrunda.<br />
<br />
Çünkü hesap  verecekleri ne kişi var, ne de kurum...<br />
<br />
Sonuçta faizsiz kredi kullanıyorlar.<br />
<br />
El koydukları para aylar sonra, hesabınıza yatıyor.<br />
<br />
Soluğu bankamatikte alıyorsunuz.<br />
<br />
Bu kez çekim limitine takılıyorsunuz.<br />
<br />
Lütfen bankanıza müracaat ediniz.<br />
<br />
Olaylar hemen bankanızın önünde gerçekleşiyor.<br />
<br />
O sinirle bankaya giriyorsunuz.<br />
<br />
- Beyefendi bizden çekerseniz... Çekim ücreti ödersiniz. <br />
<br />
- Anlamadım!<br />
<br />
- Çekim ücreti...<br />
<br />
- Kendi bankama para mı ödeyeceğim?<br />
<br />
- Şubeniz farklı... PTT' ye gidip oradan çekin... Anlaşmamız var, para ödemezsiniz.<br />
<br />
Rezalete bak... Banka kendi müşterisini PTT' ye yönlendiriyor. Anlaşması varmış...<br />
<br />
Ya sen daha kendi şubenle bile anlaşma sağlayamamışsın...<br />
<br />
Amaç İşi yokuşa sürmek...<br />
<br />
Pardon... Kazı yolmak.<br />
<br />
Banka aynı, şube farklı... 26.5 TL çekim ücreti.<br />
<br />
Başka bir bankada hesabınız var ise biraz daha şanslısınız<br />
<br />
İnternet bankacılığı ile 1,5 liraya EFT yapıp diğer bankadan çekeceksiniz.<br />
<br />
Yapılanlar bir hizmetten öte,  bir hırsızlık, bir ahlaksızlık... Düpedüz  bir soygun.<br />
<br />
Olayın kahramanları, Ziraat Katılım ve Ziraat Bankası.<br />
<br />
İnsanların paralarını gasp eden parayı geri ödememek için her türlü zorluğu çıkartan, bu bankalara kim cezai müeyyide uygulayacak?<br />
<br />
BDDK mı? ]]></description>
<author>Şevket Salcı</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/sevket-salci/banka-ve-kaz/41/</link>
<pubDate>Thu, 31 Mar 2022 13:23:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Suçlu Gazeteciler Mi?</title>
<description><![CDATA[Birkaç gündür 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile ilgili yapılan kutlama açıklamalarını ve yazılanları ilgiyle izliyorum. Kutlama mesajı yayınlayanlar arasında çok sayıda siyasetçi de var. Seçim tarihinin yaklaşıyor olmasının gazetecilere ilginin artmasında payı var anlaşılan.<br />
 
<p>AK Partili siyasetçileri anlayabiliyorum. Geçmişte basın tarafından ötelenmelerinin, özellikle Milli Görüş kökenlilerin 28 Mart sürecinde bazı basın organları tarafından yapılan haksız yayınlara muhatap olmalarının etkisi sürüyor. Geçmişte mağduriyet yaşadıkları için basının sorunlarını çözmek yerine “Ne haliniz varsa görün” diyerek kayıtsızca izliyorlar. Ancak ağzını açtığında özgür basından, gazeteciliğin Uğur Mumcu gibi yapılmasından dem vuran diğer partilere mensup pek çok siyasetçinin, gazetecilerin yaşadığı sorunlara kayıtsız kalmasını anlayamıyorum. Gazetecilerin özgürce çalışamadığı bir ülkede demokrasiden bahsetmek inandırıcı gelmiyor. Yapılan açıklamalarda basın camiasında karşılık bulmuyor.</p>

<p>AK Parti’de beğendiğim politikacılardan birisi olan İzmir Milletvekili Hamza Dağ’ın Tanıtım ve Medya’dan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olmasından sonra umutlanmıştım. Hamza Dağ’a daha kolay ulaşır var olan sorunlarımızı aktarabiliriz diye düşünmüştüm. Ancak bugüne kadar mümkün olmadı. Çalışkanlığı ile tanınan Hamza Dağ’ın öncelikleri arasında basının sorunları yok demek ki. Yoksa bu konuda girişimde bulunabilirdi. Ancak Hamza Dağ’da seçim bölgesi olan İzmir’de yüzlerce gazetecinin son yıllarda yaşadığı sorunlara ilgi duymadı ki, “ Arkadaşlar medyadan sorumlu genel başkan yardımcısı oldum. İzmir’de neler yapıyorsunuz? Sorunlarınız neler? Gelin anlatın” deme gereği duymadı. Bu göreve geldikten sonra İzmir de basın toplantısı düzenlediğini de hatırlamıyorum. Oysa İzmir basını son yıllarda en kötü dönemini yaşıyor. Bunun en büyük sorumlusu biz gazetecileriz. İpini koparanın bu mesleği yapmasına, gazeteciliğin itibarını düşürmesine engel olamadık. Küçük menfaatler için birbirimizin ayağına çelme taktık. Herkes kendi başına bir şeyler yaptı, bir araya gelip ortaklaşa bir şeyler yapmayı beceremedik. Sayısı 90’ı geçen İletişim Fakültelerinin kurulmasını engellemek için siyasetçiler üzerinde baskı oluşturamadık. İşini düzgün yapanlara gerektiği kadar destek olamadık. Daha çok etken sayabilirim. Evet bunlar bizim hatalarımız. Gazetecilik bölümünden mezun olalı 32 yıl geçmiş, halen gazete, dergi ve haber sitesi yayıncılığını sürdüren birisi olarak yeterince ‘içeriden’ konuştuğumu düşünüyorum. Eminim çok sayıda meslektaşımda bu konularda bana katılacaktır.</p>

<p>Tekrar başa dönersek, Ulusal ve yerel basının yaşadığı bu sıkıntılı dönemde destek olmayan özellikle iktidar milletvekilleri, gazetecilerin yaşadığı olumsuzlukların sorumlusudur. Yıllardır hazırlıkları süren internet haber siteleri ile ilgili kanunu özellikle çıkarmayarak haksız rekabete yol açıyorlar. Dövizdeki artış nedeni ile yüzde yüz artan kağıt maliyeti, gazetelere büyük yük getirdi. Farklı sektörlerdeki müteşebbislere destek olunurken gazete maliyetleri konusunda indirime gitmeyerek “ Batan batsın” zihniyeti ile hiçbir destek verilmiyor. Özetle ulusal basının belirli medya gruplarının elinde toplanmasından sonra yerel basının yok olmasını kayıtsızca izliyorlar.</p>

<p>Muhalefet partilerinin basına karşı tutumuna gelirsek onlarda basın ve basının sorunları konusunda iyi şeyler söylese de icraatta çok başarılı değiller. Özellikle Belediye Başkanları kendi il veya ilçesinde kendi basınını oluşturma peşinde. Özellikle İzmir’de her başkanın kendisine yakın gazetecileri var ve sadece onlara destek olmayı yeterli görüyor. Hakkını teslim etmek lazım İzmir’de yerel basına en büyük desteği İzmir Büyükşehir Belediyesi veriyor. Dilerim diğer belediyelere, kurum ve şirketlere de örnek olur.</p>

<p>Basın sektöründe yaşanan sorunların kısa vadede çözülmesi zor gözüküyor. Çözüm konusunda en büyük görev de biz gazetecilerin. Öncelikle biz çaba göstermeliyiz. Eğer, kendi sorunlarımızın üstesinden gelemezsek gelecek yıllarda da 10 Ocak geldiğinde benzer şeyler yazmaya devam ederiz.</p>
]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/suclu-gazeteciler-mi/40/</link>
<pubDate>Thu, 13 Jan 2022 12:10:57 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Torbalı Kazan Meclis Üyeleri Kepçe!</title>
<description><![CDATA[İzmir’in metropole en yakın ilçesi Torbalı’da neler oluyor neler.<br />
Kim ne yiyor, ne içiyor, ne söylüyor, ne yapıyor direk İzmir’e düşüyor kokusu, dedikodusu ve haberi.<br />
Geçtiğimiz günlerde de böyle bir haber düştü.<br />
CHP’li meclis üyeleri Torbalı Belediyesi’ne ait şirket TORBEL’den maaş alıyorlarmış.<br />
Huzur hakkı adı altında.<br />
Huzursuzluk çıkartacak şekilde.<br />
Meclis üyesi olarak seçilmişsin ve yasalar çerçevesinde katıldığın toplantı ve komisyonlardan zaten ücret alıyorsun.<br />
Peki, şirketten ekstra para almanın anlamı ne?<br />
Şirkete ne katıyor, şirketin yaptığına, yapacaklarına ne gibi bir katkı koyuyorsun da bu ücreti Torbalıların dirhem dirhem biriktirdiği kasadan almayı kendine hak görüyorsun?<br />
Yani Torbalı seçmene, ‘Maden beni seçtin sonuçlarına katlanacaksın mı?’ demek istiyorsunuz.<br />
Hele koltuğa ölen başkandan sonra geçen Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin’e ne demeli?<br />
Bu iddialar ortaya çıkınca savunması evlere şenlik, açıklaması sonuçlarından beter halde kalmış.<br />
Belediye şirketlerinden meclis üyelerinin maaş almasının kendilerinden önce AK Parti döneminde de var olduğunu, oradan beri uygulandığını söylemiş.<br />
Yani hakları var mı, yok mu, Torbalının parası hiç mi oluyor, olmuyor mu onun umurunda değil!<br />
Hoş ne bekliyorsunuz ki Başkan Tekin’den.<br />
Çok değil, bundan üç beş ay önce o da sıradan bir meclis üyesiydi.<br />
Ve belki de bu maaşlardan alan bir meclis üyesiydi.<br />
Başkan Tekin, bu soruyu değil de aslında şu soruyu sormak gerekiyor.<br />
Komşunun evine hırsız girdiğini, bir şeylerini çaldığını görünce, ‘O bunu hep yapıyor mu dersin?’<br />
Torbalılar için, Torbalı’nın kazan yapıldığı ortamda, kepçenin kimde olduğunun ne önemi var!<br />
 <br />
 ]]></description>
<author>Şevket Salcı</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/sevket-salci/torbali-kazan-meclis-uyeleri-kepce/35/</link>
<pubDate>Wed, 25 Aug 2021 12:05:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çevre Konusunda Sınıfta Kaldık</title>
<description><![CDATA[Çevre ve çevre kirliliğine yönelik farkındalık tüm dünyada giderek artıyor. Özellikle pandemi dönemi, sağlık konusunda daha çok bilgilenmemize ve önemini fark etmemize yaradı. Salgına karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirecek beslenme ve yaşam tarzı konusunda daha çok bilgi edinmeye ve uygulamaya çalışıyoruz. Sağlıklı beslenme denince doğal olarak sağlıklı gıda aklımıza geliyor. Bu dönemde tarımın önemi de daha iyi anlaşıldı. Tarımsal üretim denince ilk akla gelen sağlıklı gıda tüketimi oluyor. Artık herkes daha doğal, organik ve sağlıklı besinler tüketmeye odaklanmış durumda. Sağlıklı gıda üretiminin yolu da sağlıklı bir çevre, mümkün olduğunca az ve zararsız ilaç kullanılan üretim yöntemlerinden geçiyor.  <br />
Sağlıklı çevre konusunda maalesef ülke olarak sınıfta kalmış durumdayız. Simsiyah akan Gediz Nehri, Küçük ve Büyük Menderes hatta İzmir’in çok yakınında bulunan Kemalpaşa Nif Çayı. Dere yataklarına dökülen hafriyat atıkları, sanayi tesislerinden çevredeki derelere dökülen kimyasal atıklar bu kirliliği daha da artırıyor. Ancak yeterince önlem alınmadığı ve cezalandırılmadığı için çevre kirliliği giderek artıyor. Çevre konusunda acil önlemler alınmazsa ne tarım yapılabilecek toprak ne de tarımsal sulama yapılabilecek su bulabileceğiz.<br />
Sıradan vatandaş hakkında çok kolay işletilen ceza mekanizması söz konusu sanayici, büyük işletme sahibi güçlü kişiler olunca maalesef çalışmıyor. ,<br />
Bunun son örneklerinden birisi Çeşme Alaçatı’da yaşanıyor. Günlerdir ünlü manken ve oyuncu Çağla Kubat’ın sörf okulunun bulunduğu alanda kaçak yapılaşma yaptığı ve çevre kirliliğine neden olduğuna ilişkin haberler medya da yer alıyor. Ancak Çağla Kubat haberlerin yayınlanmasının üzerinden günler geçtiği halde çıkıp açıklama yapmıyor. Aynı şekilde Çeşme Belediyesi ve diğer yetkili kurumlar da bu haberler karşısında sessiz kalıyor. Bu da gösteriyor ki güçlüler söz konusu olduğunda herkes sessizliğe bürünüyor. Çağla Kubat yerine sıradan bir isim aynı suçlamaya maruz kalsaydı çoktan gereği yapılırdı. Bu ayrıcalıklı davranışlar vatandaşların vicdanını yaralıyor, adalete ve devletin kurumlarına inancının zayıflatıyor. Böylesi durumlarda kurumların zaaf göstermemesi ve gerekli yaptırımları uygulaması gerekiyor. Pandemi süreci sağlığın, sağlıklı beslenmenin, sağlıklı gıdanın önemini hepimize gösterdi. Sağlıklı çevre olmadan sağlıklı bir yaşam sürmenin mümkün olmadığının herkes farkına varmalı. Çevreyle ilgili hangi konuda olursa gerekli önlemler alınmalı, gerekli cezalar kim olduğuna bakmadan uygulanmalı. Aksi taktirde bugün Çağla Kubat kaçak yapı yapar çevre ve görüntü kirliliğine neden olur. Yarın bir başka ünlü isim çıkar başka bir çevre kirliliği yaratır. Yetkilileri bu konuda duyarlı olmaya ve görevlerini eksiksiz yapmaya davet ediyorum.<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/cevre-konusunda-sinifta-kaldik/33/</link>
<pubDate>Fri, 14 May 2021 02:07:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Başkan Mustafa Kayalar Neyi Bekliyor?</title>
<description><![CDATA[Bir haftadır İzmir’de yerel yönetimler ile ilgili haberler gündemde büyük yer işgal ediyor. Öncelikle Torbalı da İsmail Uygur’un vefatından sonra yeni başkanı belirlemek için yapılan seçimler gündemde bir hayli yer tuttu. Mahkemenin AK Partinin seçimin iptali için yaptığı başvuruyu kabul etmesi ile Torbalı da seçimlerin yenileceğini tahmin etmek zor değil.<br />
Yerel Yönetimler ile ilgili bir diğer haber ise Menderes Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Rüzgar’ın belediyenin uygulamaları ve Belediye Başkanı Mustafa Kayalar ile ilgili CİMER’e suç duyurusunda bulunması idi. Gürsel Rüzgar’ın aynı zamanda CHP’li bir meclis üyesi olması ise olayı daha da ilginç hale getiriyordu. Belediyeden yapılan ilk açıklama şikayet olmadığı söylense de sonradan Rüzgar’ın CİMER’ e iki defa şikayet ettiği ortaya çıktı. Rüzgar, şikayetlerinde hem Belediye Başkanını hazine arazilerine yapılan yapılaşmaya göz yummakla suçluyor hem belediyenin soruşturma için yalan beyanda bulunduğunu söylüyordu. Rüzgar’ın şikayetlerinde şu ifadeler yer alıyordu:  <br />
“ Ne kaçak yapı yapmaya çalışan belediye çalışanına engel olmaya çalışan bir Belediye Başkanı ne de hazineye sahip çıkması gereken bir idareci bulunmamaktadır. Bu yapı gittikçe büyümektedir. Gereğinin yapılmasını talep ediyorum.”,<br />
 “ CİMER başvurum ile ilgili Menderes Belediyesi’nden cevap gelmiş bulunmaktadır. Cevapta Menderes Belediyesi yalan beyanda bulunmuştur. Bu beyanda bulunanlar hakkında suç işlediklerinin farkında olduklarını zannetmekteyim. Eğer bu işgal kaldırılmaz ise şikayeti daha üst kurumlara yapacağımı bildirir, gerekli işlemlerin ivedilikle yapılmasını talep ediyorum” ifadeleri Rüzgar’ın şikayet dilekçesinde yer aldı.<br />
Özetle Başkan Yardımcısı Gürsel Rüzgar, Belediye Başkanı Mustafa Kayalar’ı kaçak yapılara göz yummak ve işlem yapmamakla, Belediyeyi de yalan beyanda bulunmakla suçladı.<br />
Gürsel Rüzgar daha sonra sözlerini yumuşatan bir açıklama yapsa da Başkan Kayalar tarafından görevden alındı. Daha sonra belediye tarafından bir açıklama yapılarak Rüzgar’ın görevden alındığı kamuoyuna açıklandı.  Ancak dikkatimi çeken açıklama da  Rüzgar’ın suçlamaları ile ilgili hiçbir cevap yoktu. Şaşırmadım desem yalan olur. Bir belediye de belediye başkan yardımcısı belediyeyi ve belediye başkanını iki defa CİMER’e şikayet edip haklarında suç duyurusunda bulunacak ancak belediyeden konu ile ilgili iki defa kamuoyuna açıklama diye iki ayrı metin birkaç gün arayla basın organlarına gönderilecek ve tek kelime ile iddiaların doğru ya da yanlış olduğundan bahsetmeyecek. Bunu yadırgamamak mümkün değil. Buradan Mustafa Kayalar’a şu soruları sormak istiyorum.
<ul>
	<li>Belediye Başkan Yardımcınız Gürsel Rüzgar’ın şikayet dilekçesinde gündeme getirdiği suçlamalar doğru mu?</li>
	<li>Doğru ise gereğini yaptınız mı? Yanlış ise Rüzgar hakkında size ve belediye tüzel kişiliğine iftira attığı için suç duyurusunda bulundunuz mu?</li>
	<li>CİMER’e yapılan şikayet ve şikayette ada, pafta numaralarına kadar yer alan hazine arazisine kaçak yapı yapma iddiası  Menderes ve İzmir kamuoyunda günlerdir tartışılıyor. Basın açıklamaları ile yetinmek yerine niye bir basın toplantısı düzenleyip iddiaları ayrıntılı olarak cevaplamıyorsunuz?</li>
	<li>Bu iddialara cevap vermemeniz sessiz kalarak geçiştirmeye çalıştığınız izlenimi veriyor. Açıklamanızda şeffaf belediyecilik ilkesinden bahsediyorsunuz. Böylesi vahim iddialara ve suç duyurusuna rağmen çıkıp açıklama yapmamak şeffaflık ilkesi ile ne kadar uyuşuyor?</li>
</ul>
Evet, cevabını merakla beklediğimiz sorulardan bazıları bunlar. Başkan Kayalar sorularımızı yanıtlarsa memnuniyetle haber sitelerimizde ve köşe yazımızda yer veririz. Hem bizim hem de kamuoyunun merakı giderilmiş olur.<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/baskan-mustafa-kayalar-neyi-bekliyor/32/</link>
<pubDate>Fri, 07 May 2021 01:52:24 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Oradan buradan...</title>
<description><![CDATA[Covid-19 hakkında yazılmadık çizilmedik şey kalmadı... şöyle öldürüyor, böyle öldürüyor...<br />
 <br />
İnananlar oldu, inanmayanlar oldu.<br />
 <br />
Bilim kurulu üyesi profesör doktorlarımız aydınlattı  bizleri... Aslında bildikleri çok şey yoktu.<br />
 <br />
Ellerinizi 20 saniye sabun ile yıkayın.<br />
Yıkadık...<br />
Hem de ne yıkama... barajlarda su bitti !..<br />
 <br />
Neyse ki yağmur yetişti... öyle bir yağdı ki... bir günde barajları doldurdu.<br />
 <br />
Sakın maskeye dokunmayın... şöyle çıkartın böyle çıkartın. Maskeyi üç saatten fazla kullanmayın...<br />
 <br />
Başımızın gözümüzün üstüne... Kullanır mıyız hiç...<br />
Söyledikleri dönemde en dandik maske eczanelerde 5 tanesi 20 TL...<br />
 <br />
İnsanlarımız iyi bilir, fırsatçılığı... iyi para kazanır, haksızca...<br />
Aslında yapılanın adı bir nevi hırsızlıktır...<br />
 <br />
Ama kimse dur demez...<br />
 <br />
İşte size örnek;  marketler zinciri...<br />
Anlaşmışlar aralarında... Bir ürün kaç TL, diğerinde de aynı...<br />
 <br />
Zam mı olacak...<br />
 <br />
Çok kolay...<br />
 <br />
Her şey ruhi durumlarına bağlı.<br />
 <br />
Ticaret Bakanlığı'nın bir uygulaması var. Haksız fiyat artışı şikayet bildirimi.<br />
 <br />
Şikayet edin diyorlar. Kimi kime şikayet edeceğiz...<br />
 <br />
Alt tarafı üst tarafı üç dört market... zincirleri...<br />
 <br />
Gönder memurlarını kontrol ettir.<br />
 <br />
Vatandaşı korumak senin görevin değil mi ?<br />
 <br />
Maske, mesafe, temizlik.<br />
 <br />
Hepsi sözde...<br />
 <br />
Otobüsler, tramvaylar, metrolar tıklım tıklım...<br />
 <br />
Alay edercesine nasihat ediyorlar...<br />
 <br />
Sosyal mesafe...<br />
 <br />
Hangi mesafe ?<br />
 <br />
Hükümet oradan, belediyeler buradan hortlattılar korenayı...<br />
 <br />
Ne diyelim, bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.<br />
 ]]></description>
<author>Şevket Salcı</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/sevket-salci/oradan-buradan/31/</link>
<pubDate>Wed, 14 Apr 2021 00:21:10 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tunç Soyer İzmir&amp;#39;in Yeni Tarım Politikasını Anlattı</title>
<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İzmir’in yeni tarım politikasını açıklayacağı Ödemiş’te düzenlenen toplantıya davet aldığımda hiç düşünmeden katılacağımı söyledim. Çocukluğu Manisa’da üzüm asmaları arasında geçmiş ve çiftçilerin doğaya karşı verdikleri mücadeleye tanık olmuş birisi olarak tarım ile ilgili her çalışma dikkatimi çekiyor. Bugüne kadar çiftçilerin yaşam koşullarını iyileştirecek, emeklerinin karşılığını almasını sağlayacak her çabaya destek verdim. Ödemiş Kültür Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında Tunç Soyer’in söyledikleri beni heyecanlandırdı. Tarımın sorunları ile ilgili doğru tespitlerini ve uygulandığında çok başarılı sonuçlar doğuracak çözüm önerilerini dinledim. Dilerim bir an önce uygulamaya konulur ve çiftçilerin sorunlarının çözümüne yardımcı olur.<br />
Toplantı ile ilgili detaylara girecek olursak Tunç Başkan, İzmir Tarımı adı verilen yeni modeli, “İzmir’den başlayarak tüm Türkiye’de yeni ve farklı bir tarım ekonomisi inşa etme projesi” olarak tanımladı ve modelin kentte adil gıdaya erişimdeki önemini, kırsalda ise kuraklık ve yoksullukla mücadeledeki rolünü özellikle vurguladı. Tohumdan satışa kadarki bütün süreçlerin tasarlandığı modelin detaylarını paylaşan Tunç Soyer, “İzmir Tarımı, İzmir’den başlayarak tüm Türkiye’de yeni ve farklı bir tarım ekonomisi inşa etme projesi. Tarımda dışa bağımlılığımızı sonlandırmak için geliştirdiğimiz, İzmir’den doğan yepyeni bir vizyon” diyerek iddiasını ortaya koydu.<br />
Toplantı ile ilgili notlarıma baktığımda Tunç Soyer’in dikkatimi çeken sözlerini şöyle sıralayabilirim.<br />
-          İzmir’de yaklaşık 1,5 milyon kişi  ekmeğini tarımdan kazanıyor. Dolayısı ile benim başkanlığımdaki İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin en temel önceliği, bu toprakların bereketini arttırarak refahını büyütmek, bu kentte yaşayan insanların sağlıklı gıdaya ulaşmasını kolaylaştırmaktır.<br />
-          “İzmir Tarımı’nı, Türkiye’de bugüne kadar uygulanan tarım politikasından ayıran iki temel farktan biri kuraklıkla mücadele. İzmir Tarımı, ekonomik değeri yüksek ve suyu az tüketen stratejik ürünleri destekleyerek tarımsal sulamada harcanan suyu yüzde elli oranında azaltmayı hedefliyor. Yeni politikamızın ikinci farkı ise yoksullukla mücadele hedefi. Biz tarımı sadece tarlada yapılan ve sonlanan bir zirai faaliyet olarak görmüyoruz. İzmir Tarımı, tohum aşamasından başlayıp son tüketiciye uzanan tüm süreçleri kapsıyor. Satış ve pazarlamayı en baştan planlayarak ürünlerimizin katma değerini büyütüyor, yoksullukla mücadele ediyor ve refahı artıyoruz.<br />
-          Türkiye’de tarımda bu kadar çok su tüketmemizin en önemli neden köylümüze dayatılan yanlış ürün tercihleri. Türkiye iklimine uygun olmayan, aşırı su tüketen yabancı tohumların desteklenmesi ve topraklarımızı işgal etmesi.<br />
-          İzmir’in yeni tarım vizyonunun en temel özelliği, sulamaya hiç gerek duyulmayan, yağmur suyunun yettiği ya da tasarruflu sulamayla yetişebilen tarımsal ürünlere öncelik vermesi.<br />
-          İzmir Tarımı’nı, bugünün tarım politikasından ayıran temel farklardan ikincisi ise şu. Biz tarımı tohum aşamasından başlayarak son tüketiciye uzanan ve tarım sektörünün tüm halkalarını içeren bir süreç olarak görüyoruz. Yani bizim için tarım, sadece tarlada başlayıp biten bir faaliyet değil. Lojistiği, paketlenmesi, ürünlerin işlenmesi, markalaşması, tanıtılması, satışı, pazarlanması, ihracatı, araştırma, geliştirme ve eğitim faaliyetleri, sertifikasyon süreçleri ve ürün planlaması ile bir bütün. Bunu böyle görmemizin sebebi, çiftçimizin doğduğu yerde doymasını sağlamak.<br />
-          İzmir Tarımını eşsiz kılan ve ülkemize örnek olmasını sağlayacak “Başka Bir Tarım Mümkün” felsefesi, altı ayak üzerinde yükseliyor. Şimdi bunları tek tek anlatmak istiyorum.<br />
-          İzmir Tarımı aşamalarından birincisi “ürün envanteri ve planlaması”. Belki de yeni vizyonumuzun en önemli özelliği bu. İzmir Tarımı modelinin kilit taşı, bölgeye, iklime ve coğrafyaya özgü üretim olacak. Bunun için İzmir’in iklimi, doğası ve toprağına uygun il genelinde yetişebilen stratejik ürünler tespit ettik. Bunlar arasında küçükbaş süt ve et ürünleri, zeytin ve zeytinyağı, hububat, baklagiller ve son olarak üzüm yer alıyor. Öte yandan, alt havzalara göre değişen kestane, su ürünleri ve aromatik bitkiler gibi bir çok yan ürünü de destekleyeceğiz.<br />
-          İzmir Tarımı’nın ikinci aşaması Tarımsal Hizmetler Dairemiz tarafından yürütülen tarımsal destek çalışmaları. Bu kapsamda, kooperatifler aracılığıyla yüksek miktarda ürün alıyoruz. Üretilen tüm ürünler kooperatiflerden Büyükşehir Belediyemiz tarafından satın alınarak vatandaşlarımıza ulaştırılıyor. Belediyemiz aynı zamanda makine ekipman sağlıyor, makine parkları kuruyor, tohum ve küçükbaş hayvan desteği veriyor ve arıcılığı destekliyor.<br />
-          Tarım stratejimizin bir sonraki ayağında lojistik, işleme ve markalaşma çalışmaları yer alıyor. İklim krizine ve kuraklığa çözüm ürettiğimiz bu stratejik ürünlerin lojistiği; yani üreticilerden alınması, işlenmesi, paketlenmesi ve satılacak hale getirilmesi Belediye şirketimiz Baysan tarafından gerçekleştiriliyor<br />
-          Tüm bu süreçler İzmir Tarımı markalaşma çalışmalarımızı da hızlandıracak. Bu kapsamda Çiğli Sasalı’daki tarımsal araştırmalar merkezimizde bir tarımsal tasarım ofisi kuracağımızı buradan müjdelemek istiyorum. Üreticimiz, burada kuracağımız merkez sayesinde ürünlerinin paketlenebilmesi için ücretsiz tasarım desteği alabilecek.<br />
-          Burada yapmak istediğimiz “Başka Bir Tarım Mümkün” felsefesiyle şekillenen İzmir Tarımı’nın, marka değerini büyütmek. İzmir’de bu vizyon ve strateji çerçevesinde üretilen ürünlerin; hem doğanın, hem de insanların sağlığını koruyan bir uygulama olduğunu anlatmak ve İzmir Tarımı’nın farkını ortaya koymak.<br />
-          Üretilen, markalaşma süreci tamamlanmış, paketlenmiş ürünler İzmir Tarımı stratejimizin sonraki aşaması olan satış, pazarlama ve ihracat için hazır hale geliyor. Bu dördüncü aşamada yapmaya çalıştığımız katma değeri yüksek bu ürünleri İzmir, Türkiye ve dünyadaki diğer mecralarda satışa sunmak ve üreticilerimize, çiftçimize daha fazla gelir sağlamak.<br />
-          İzmir Tarımı’nın beşinci aşamasında ise; “araştırma geliştirme, eğitim ve sertifikasyon süreçleri”ni gerçekleştireceğiz. Bu konuda Büyükşehir Belediyemizin pek çok yatırımı var. Gediz Deltası Sasalı’da iklim değişikliği ve kuraklık ile ilgili tarım araştırmalarının yapılacağı bir merkezimiz açılıyor. Burada hem ürün planlama çalışmaları, hem de az önce bahsettiğim tasarım ve ihracat destek ofislerimiz yer alacak.<br />
-          İzmir Tarımı’nın son olarak altıncı aşamasında, agroturizm gibi yan ekonomiler oluşturma çalışmamız var. Agroturizm tüm dünyada, çiftçiye ek gelir oluşturan bir sektör haline geldi. Zaten bu modeli, Seferihisar’da uygulamış ve orada, çiftçimizin yan ekonomik gelire kavuşmasını sağlamıştık. Gayemiz, İzmir’in agroturizm için uygun noktalarında köylülerimizin sadece belirli bir dönem değil, on iki ay boyunca yan gelir elde etmesini sağlamak.<br />
-          Tüm bu çalışmalarımızda kooperatifleşmeyi, örgütlülüğü çok önemsiyor ve teşvik ediyoruz. Çünkü küçük üreticinin hayatta kalabilmesi için bir araya gelerek güçlenmesi ve haklarını birlikte savunması şart. Küçük çiftçinin örgütlenmesi ve bu örgütlülük içinde üretimin gerçekleşmesi, İzmir Tarımı’nın temel özelliklerinden biri.<br />
Evet. Ana hatlarıyla İzmir’de tarımda uygulanacak temel çalışmalar bunlar. Dilerim bir an önce uygulanmaya başlanır ve çiftçilerin yaşam koşulları hak ettikleri seviyeye gelir.   <br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/tunc-soyer-izmirin-yeni-tarim-politikasini-anlatti/30/</link>
<pubDate>Fri, 22 Jan 2021 00:39:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Karar Zamanı</title>
<description><![CDATA[Hem suçlu, hem güçlü.<br />
Türkiye'ye yaptırım uygulayacakmış...<br />
Hadi bakalım...<br />
Elinden geleni ardına koyma..<br />
 <br />
Patriot füzelerini vermeyen sensin...<br />
Parası ödenen F-35 lere  el koyan sensin...<br />
Terör örgütleriyle iş birliği yapan sensin...<br />
Her yıl temcit pilavı gibi  Ermeni soykırım  tasarısını gündeme getiren sensin...<br />
Yunanistan'daki S-300 leri görmezden gelen sensin...<br />
Türkiye'nin NATO ülkesi olduğunu unutan sensin...<br />
Canın sıkıldıkça aba altından sopa gösteren yine sensin...<br />
Hangi taşı kaldırsan altından çıkan sensin...<br />
Vay efendim... S-400 hava savunma sistemini neden almışız...<br />
Sana mı soracağız...<br />
 <br />
Sana topraklarımızı açmışız..<br />
Karadeniz Bölgesi hariç, Türkiye'nin birçok yerinde Amerika ve NATO'ya ait üstler bulunuyor.<br />
Hem de her türlü mühimmatın bulunduğu...<br />
Dinleme üssü,<br />
CIA, gladio eğitim üssü,<br />
İHA üssü,<br />
Lojistik destek havaalanları..<br />
Ve bunlar sadece bilinenler...<br />
 <br />
Senin havan kime?..<br />
Sen şimdi git...<br />
CAATSA  yaptırımlarını al !...<br />
İlkin Yunanistan'a uygula...<br />
S-300 var.<br />
Sizinle anlayacağınız dilden konuşmak lazım...<br />
Kısasa kısas.<br />
Pılını pırtını topla ülkemden defol Amerika...<br />
 <br />
Ya dostluğu tercih edeceksiniz...<br />
Ya da düşmanlığa devam edeceksiniz...<br />
 <br />
Karar sizin...<br />
 ]]></description>
<author>Şevket Salcı</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/sevket-salci/karar-zamani/29/</link>
<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 23:27:09 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Torbalı&amp;#39;da Belediye Başkanı Var Mı?</title>
<description><![CDATA[Son yıllarda İzmir’in ilçelerine gittiğimizde işimiz bittikten sonra vatandaşlarla sohbet edip küçük bir kamuoyu araştırması yapmadan, sokaklarında dolaşıp gözlem yapmadan dönmüyoruz. Yerel yönetimler ile ilgili dergi yayınlayan üstelik kamuoyu araştırması yapan bir firmanın yöneticisi olarak bu aynı zamanda görevimiz. Böylece gündemdeki konular ve ilçesindeki gelişmeler ile ilgili vatandaşların görüşlerini öğrenme fırsatı bulmuş oluyoruz.<br />
Geçtiğimiz günler de yolumuz Torbalı’ya düştü. Sosyal mesafeyi koruyarak çok sayıda vatandaşla sohbet edip, bazı gözlemlerde bulunma şansımız oldu. Yaptığımız sohbetlerden ve gözlemlerimizden çıkardığımız sonuç bizi hiç de memnun etmedi. Son yıllarda yapılan yatırımlarla cazibe merkezi olma yolunda mesafe kat eden Torbalı maalesef yerel yönetim konusunda şanssız bir ilçe. Bir önceki belediye başkanına yönelttiğimiz eleştirileri hatırlayınca haksızlık ettiğimizi düşündüm. Konuştuğumuz Torbalılar seçimden sonra geçen süre içinde Belediye Başkanı İsmail Uygur’un ilçenin sorunlarını çözmeye yönelik bir çalışması olmadığını, başkana ulaşmanın çok zor olduğunu ve belediyeyi başkanın yakın çevresindeki bazı isimlerin yönettiğini söylediler. Belediye ile ilgili çok sayıda olumsuz konuşmaya şahit olduk. Özellikle akçeli konulardaki iddialar araştırmaya değer nitelikte. Torbalı da kısa bir gezinti yaptığımızda belediyenin iyi hizmet yapmadığını görmek mümkün. Başkanlıkta ikinci dönemini yaşayan İsmail Uygur’un bu kadar pasif kalacağını doğrusu beklemiyordum. Edindiğimiz izlenim bu dönem İsmail Uygur’un belediye yönetiminde bazı isimlerin etkisinde kalıp kontrolü kaybetmiş olması. Yoksa Torbalı Belediyesi’nin bu kadar aciz kalmasının başka bir nedeni olmalı.<br />
Torbalı’dan döndükten sonra merak ettim Sayıştay’ın 2019 yılı ile ilgili Torbalı Belediyesi için hazırladığı rapora göz attım. Sayıştay, yerel yönetimleri kamu adına denetleyen ve güvenilirliği konusunda şüphe olmayan anayasal bir kurumumuz. Sayıştay raporuna göre Torbalı Belediyesi ile ilgili denetim raporunda şu görüşlere yer verilmiş:
<ul>
	<li>Belediyenin doğrudan temin ile ilgili yaptığı hizmet alımlarında işin konusu, yeri ve zamanında belirsizlikler var. Hizmet alım işlerine yönelik incelemede işin süresi, konusu, işin tarih ve yeri, kaç organizasyon yapılacağı, yapılan etkinliklerin ne kadar süreceği gibi hususlara yer verilmediği görülmüştür.</li>
	<li>İndirimli emlak vergisinden yararlananlar ile ilgili gerekli araştırmanın yapılmadığı görülmüştür.</li>
	<li>İşyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyette bulunan işletmeler ile ilgili yönetmeliğe aykırı işlem tesis edildiği, işyerini kapatma ve idari para cezasının uygulanmadığı görülmüştür.</li>
	<li>Boşalan Pazar yerlerinde tahsis için kura çekilmesi gerekirken encümen kararı ile tahsis yapılmıştır. Meclis kararı olmadan nakdi ödül verilmiştir.</li>
	<li>İlan ve reklam vergilerinin tahakkuk ettirilmediği görülmüştür.</li>
	<li>Bar, gazino, pavyon gibi mekanlara eğlence vergisi tahakkuku yapılmadığı ve vergi alınmadığı görülmüştür.”</li>
</ul>
Yukarıdaki metin Sayıştay’ın Torbalı Belediyesi ile ilgili raporundan yaptığım birkaç alıntı. Çok sayıda konuda sayfalarca hatalı uygulama anlatılmış. En çok dikkatimi ise Torbalı’da işyeri olan küçük esnaftan vergi alınırken bar, gazino ve pavyon gibi yerlerden vergi alınmaması çekti.<br />
Daha pek çok konudaki hatalı uygulamaya yer verilen raporu okuyunca Torbalı Belediyesi’nin ne kadar kötü yönetildiğini, zarara uğratıldığını görüyorsunuz. İster istemez de akla şu soru geliyor. “ Torbalı’da bir belediye başkanı var mı? Varsa ikinci dönem görev yapan bir belediye başkanının yönettiği bir belediye de tüm bunlar nasıl oluyor? Cevabını bilen var mı? Doğrusu ben çok merak ediyorum. Bu konuları araştırmaya ve Torbalı ile ilgili yazmaya devam edeceğiz.<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/torbalida-belediye-baskani-var-mi/28/</link>
<pubDate>Wed, 06 Jan 2021 03:04:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İBB&amp;#39;nin 550 gün raporu!</title>
<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer göreve gelişinin 550’nci gününde Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezinde yaptıkları ve yapacaklarını anlatan bir sunum gerçekleştirdi.<br />
Başkan Soyer, 9 ana başlık altında sunum yaptı. Bunlar sırasıyla şöyle:
<ol>
	<li value="NaN">Hayata geçirilen demokratik yerel yönetim uygulamaları;</li>
	<li value="NaN">Tarımı kalkındırmaya yönelik çalışmalar;</li>
	<li value="NaN">Yoksulluğu ve eşitsizliği azaltmaya, istihdamı geliştirmeye yönelik sosyal projeler;</li>
	<li value="NaN">Doğa dostu icraatlar;</li>
	<li value="NaN">Ulaşım alanında atılan adımlar;</li>
	<li value="NaN">Pandemi sürecindeki dayanışma odaklı kriz yönetim modeli;</li>
	<li value="NaN"> Kentsel altyapı yatırımları;</li>
	<li value="NaN">Kültür ve sanat alanındaki çalışmalar;</li>
	<li value="NaN"> İzmir’i dünya kenti haline getirmeyi hedefleyen atılımlar.</li>
</ol>
İBB Başkanı Tunç Soyer sunumunun üst başlığı ile iddialı olduğunu ortaya koyuyor:<br />
“Demokrasinin 550 günü!”<br />
Kent demokrasisi kavramı ve felsefesini kentlinin gündemine sokan Soyer kentli ile birlikte yerel demokrasiyi uygulamalarıyla hayata geçirmeye çalışıyor.<br />
“İzmir’de başka bir tarım mümkün” diyerek yola çıkan Soyer kentler ve tarım ilişkisine yeni soluk getiriyor.<br />
Sunumda dikkat çeken başlıklardan biri parklar. Parklar alışageldik gibi değil. Özel tasarımlı 35 park İzmir’e kazandırılacak. Soyer şöyle dedi:<br />
 “Yaşayan Parklar adını verdiğimiz çok özel 35 parkı, şehrin çeperindeki Meles Vadisi, Gediz Deltası, Yamanlar Dağı ve Yarımada’da Olivelo Alanı’ndan başlamak üzere tüm il geneline yayıyoruz.”<br />
Kentsel Adalet ve Eşitlik Şube Müdürlüğü’nü kurduklarını belirten Soyer: “Arka mahallelerdeki sorunları yerinde tespit edip ihtiyaçlarına kısa sürede cevap verebilmek için Acil Çözüm ekipleri oluşturduk” diye açıkladı.<br />
BUCA VE NARLIDERE METROSU GELİYOR<br />
Burhan Özfatura ve Aziz Kocaoğlu dönemlerinde yapımı hız kazanan metroya yeni soluk yeni güzergahlar geliyor. Tunç Soyer metro için şu açıklamaları yaptı:<br />
 “Merkezi hükümet desteği olmaksızın sadece kendi kaynaklarımızla 11,2 km metroyu söz verildiği tarihte, vaktinde bitireceğiz. Temmuzda Metro tünelini açıp bitirmiş olacağız. Türkiye tarihinin en uygun maliyetiyle, en hızlı inşa edilen bu metroyu 2022’de İzmirlilerin kullanımına sunacağız. Uzun zamandır mücadelesini verdiğimiz ve İzmir tarihinin en büyük yatırım projesi olan Buca Metrosu’nu hayata geçirme yolunda çok ilerledik.”<br />
Ve en önemlisi Tunç Soyer kent yönetimi felsefesini şöyle ortaya koydu:<br />
 <br />
“İzmir’de bir yandan limanla, teknolojiyle, demokrasiyle, tarımla, turizmle refahı büyüteceğiz... Bir yandan da bu adaletsizlikle, haksızlık, hukuksuzlukla, yoksullukla, bölünmüşlükle mücadeleye devam edeceğiz. Emin olun kazanacağız.  Bunu hep birlikte başaracağız. Çünkü biz hepimiz birlikte varız ve birbirimize muhtacız. Biz aslında birlikte İzmir’iz. Barış içinde, aşkla bir arada yaşamanın yollarını hep birlikte bulacağız, ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız. Göreceksiniz yapacağız, çünkü bu bizim ortak kaderimiz. Biz buna muktediriz. Diyorum ya, Biz İzmiriz.”<br />
 ]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/ibbnin-550-gun-raporu/27/</link>
<pubDate>Thu, 29 Oct 2020 22:16:43 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Abdül Batur&amp;#39;un 500 Gün Raporu</title>
<description><![CDATA[Yerel Seçimlerin üzerinden yaklaşık 550 gün geçti. Çok sayıda belediye başkanı görevdeki 500 günde yaptıklarını düzenledikleri toplantılar ile parti örgütlerine ve gazetecilere anlattılar.<br />
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’de görevde bulunduğu 550 günü bir toplantı düzenleyerek İzmirliler ile paylaştı. Bizlerde görevimiz gereği izlediğimiz toplantılarla ilgili görüşlerimizi haber ve köşe yazıları ile yayın organlarımızda paylaştık.  Dört yıldır yerel yönetimlere yönelik yayınladığımız “Yerel İz Dergisi” ile Belediyelerin yapmış olduğu çalışmaları kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bu nedenle yerel yönetimlerin çalışmalarını yakından takip ediyoruz.<br />
Dün gelen basın bültenleri arasından birisi dikkatimi çekti. Konak Belediyesi’nden gönderilen Basın Bülteninde Konak Belediye Başkanı Abdül Batur’un CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yaptığı ziyaret anlatılıyordu. Bültende şu ifadelere yer verilmişti:<br />
“Kılıçdaroğlu’na ‘Konak’ta 500 gün’ raporu<br />
Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu Ankara’da ziyaret etti. Özel olarak gerçekleşen görüşmede Batur, Kılıçdaroğlu’na 500 günlük çalışmalarını anlatarak, seçim dönemi vaatlerinin yüzde 65’inin şimdiden tamamlandığını aktardı.”<br />
Evet. Yukarıdaki metni ve devamında yazılanları okuyunca başka bir ilçeden bahsedildiği izlenimine kapıldım. İşyerimizin de olduğu Konak'ta Abdül Batur’un neler yaptığını gerçekten merak ettim. Çünkü aynı gün bir iş için 1. Sanayi Sitesi’ne uğramış, esnaf arkadaşların belediye ile şikayetlerini dinlemiştim. Hatta Sanayi Sitesi’nin yanından geçen dere boyunca biriken çöplerin ve molozların fotoğraflarını çekmiştim. Demek ki Sanayi Sitesi ve çevresini Belediye Konak olarak kabul etmiyor. Yoksa en azından çöpünü toplardı diye düşündüm.<br />
Asıl merak ettiğim ise Abdül Batur’un Kemal Kılıçdaroğlu’na 500 günde seçim vaatlerinin yüzde 65’ini tamamladığını söylemesi oldu. Yaklaşık 30 yıldır İzmir’de gazetecilik yapıyorum. Siyaset ve yerel yönetimler ilgi alanım. Ancak bu kadar sürede vaatlerinin yüzde 65’ini gerçekleştiren bir Belediye Başkanı tanımadım. Anladığım kadarıyla Abdül Batur tecrübeli bir başkan olarak seçim vaatlerinde çıtayı çok alçak tutmuş. Ya da seçim beyannamesini projeler yerine kolay vaatler ile doldurmuş.  Yoksa 5 yılda yapılması planlanan projeler bu kadar sürede tamamlanmazdı özelikle pandemi süreci yaşanırken. Raporu inceleme fırsatım olmadı. Raporda yazılanlar Kemal iKılıçdaroğlu’nu ikna etti mi bilemem. Abdül Batur gazetecileri ikna edemeyeceğini düşünmüş ki diğer CHP’li Belediye Başkanları gibi parti örgütüne ve gazetecilere 500 günün hesabını vermek yerine Genel Merkezin yolunu tutmuş.<br />
Bir basın toplantısı düzenlerde 500 günde yaptıkları ile ilgili bizleri bilgilendirip, sorularımızı da cevaplarsa bizde yapılanlar hakkında bilgi sahibi oluruz. Kendisine oy veren Konak’ta yaşayan vatandaşlarda ilçelerinin çehresinin nasıl değiştiğinin farkına varırlar!<br />
Abdül Batur’un üst üste defalarca seçim kazanıp uzun yıllar görev yaptığı Narlıdere’de yaptıklarından aklımda kalanlar, çim görüntüsü vermek için toprağı boyatması ve yasalara aykırı olarak CHP İl Başkanına belediyeden araç ve şoför tahsis etmesi.<br />
Dilerim kalan sürede Konak’ta başarılı icraatlara imza atar. Nasılsa vaatlerinin yüzde 65’ini gerçekleştirdiğine göre yeni projeler başlatır. Benim ölçüm kentin göbeğindeki çöp ve molozların toplanıp toplanmadığı olacaktır. Süreci izleyip yapılanları hep birlikte göreceğiz.<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/abdul-baturun-500-gun-raporu/26/</link>
<pubDate>Thu, 29 Oct 2020 22:15:23 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Utku Gümrükçü&amp;#39;nün Haklı Gururu!</title>
<description><![CDATA[Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, görevde bulunduğu 500 günde yaptıklarını ve önümüzdeki süreçte yapacağı icraatları düzenlediği toplantıda basın mensupları ile paylaştı. Gümrükçü’nün düzenlediği toplantıya katıldım. Önce kahvaltı da basın mensuplarını ağırlayan Gümrükçü, daha sonra iki saat süren bir sunum gerçekleştirdi.<br />
Kürsüde çok rahat ve kendinden emin bir tarzda konuşan Gümrükçü, konulara hakimiyeti ile dikkat çekti. “Daha  kalkınmış müreffeh bir Çiğli oluşturacağız” diye söze başlayan Gümrükçü, “Bir kenti sevmek ona hizmetle başlar. 2020’de Çiğli ayağa kalkıyor dedik. Dünyayı değiştirmek istiyorsak işe kendinden başla demişler. Biz de Çiğli’yi değiştirmek için önce belediyeden başladık. 6 yeni müdürlük kurduk, 2 müdürlük daha kuracağız. Belediyeyi dijitalleştirme hamlesi gerçekleştirdik. İnternet üzerinden ruhsatların kesilebildiği sistem geliştirdik. Bu sektör için devrim niteliğinde bir gelişme. Yaygınlaştığında Çiğli Belediyesinden başlamış ve yaygınlaşmış olacak. Online randevu sistemi geliştiriyoruz. Envanteri çıkardık. Neyimiz var neyimiz yok bakalım dedik. İnternet tabanlı telefon sistemi kurduk. Muhtarlar da artık belediyeye gelip evrak vermekle uğraşmayacak. Bir arama merkezi açtık, şikayetleri değerlendiriyoruz. Logoyu değiştireceğiz demiştik, değiştirdik. Eski logo siyah ve karanlıktı, Çiğli’nin enerjisini yansıtmıyordu. Şimdi yeni logomuz daha iyi oldu. Halk masası açıyoruz. Burada bir oda olacak ve her gün giriş katında bir Belediye Başkan Yardımcısı nöbet tutacak. Ben de haftanın belli günleri burada vatandaşla temasta olacağım” diyerek belediyede gerçekleştirdiği çalışmalar anlattı.<br />
En büyük çabayı tasarruf konusunda gösterdiklerini vurgulayan Gümrükçü, bu konuda da büyük başarı gösterdiklerini söyledi. Belediye olarak imar, sosyal yardımlar, park bahçe, eğitim, tarım, kültürel faaliyetler, çevre alanında yaptıkları çalışmaları anlatan Gümrükçü, belediye meclis salonunu dolduran gazetecilerin sorularını da cevapladı. Gazeteciler ile kurduğu başarılı iletişim ile dikkat çeken Başkan Gümrükçü, kendisine yöneltilen çok sayıda soruya ayrıntılı cevaplar verdi. İki saat süren toplantıda hayata geçirdiği çok sayıda icraatın haklı gururunu yaşayan Gümrükçü, yapmayı planladığı projeler ile ilgili heyecanını ve çalışma azmini de bizlere yansıttı. Detayına girmese de Çiğli’nin denizle bağlantısının olacağına ve denize girilebilecek bir yer sağlanacağına ilişkin müjdesi de katılımcıları meraklandırdı.<br />
Yıllardır siyaseti ve yerel yönetimlerin yaptığı çalışmaları yakından izliyorum. Utku Gümrükçü’nün siyasi deneyimi, çalışkanlığı, iletişim becerisi, ekip kurmadaki başarısı ile Çiğli de ses getirecek icraatlara imza atacağına inanıyorum. Süreci izleyip Çiğli’deki değişimi birlikte göreceğiz.<br />
 ]]></description>
<author>Cemil Dirim</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/cemil-dirim/utku-gumrukcunun-hakli-gururu/25/</link>
<pubDate>Wed, 21 Oct 2020 02:37:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YEREL YÖNETİM REFORMU(MU)? </title>
<description><![CDATA[Reform denilince çağın gereğine uygun davranmak, geride kalan mevzuatı iyileştirmek, daha işlevsel hale getirmek diye anlıyoruz. Ama bizde reform denilince karşıtlık üzerinden okunduğu için reform gerçek manada reform olmuyor.  <br />
Yerel Yönetimlerde reform yasası çıkma hazırlıkları olduğu yazılıp çiziliyor.  <br />
Bu gerçekten reform olacak mı? Gerçekten çağın gereklerine uygun ve çağın ihtiyaçlarını karşılamaya uygun olacak mı? <br />
Belediye başkanlarının yetkileri kısıtlanacak mı, artırılacak mı?  <br />
Yerel yönetimlerde başkanlık sistemi var. Belediye başkanı aynı zamanda meclis başkanı. Belediye başkanı meclisin aldığı kararı veto edebiliyor.  <br />
Merkezi idarede geçtiğimiz başkanlık sisteminde devlet başkanı aynı zamanda meclis başkanı değil. Yani yerel yönetimlerdeki başkanlık sistemi merkezi idaredeki başkanlık sisteminden daha güçlü.  <br />
Merkezi idaredeki başkanlık sistemine uyum yapılacaksa yerel yönetimin başkanlık sistemi güçlendirilmeli mi, gücü azaltılmalı mı?  <br />
Gelen haberlere göre belediye başkanının gücü azaltılacak. Belediye meclisinde başka parti güçlü olduğu halde başkan yetkilerini kullanarak tek başına belediyeyi ve yatırımları yönetebiliyor. Olmadı meclis kararını veto ediyor. <br />
Belediye başkanının meclis başkanı olması ve veto yetkisi kaldırılacak mı?  <br />
Yerel yönetimler yerel demokrasinin beşikleridir. Belde belediyeleri, il genel meclisleri yerel demokraside yerelde, beldede yaşayan insanlara söz hakkı veriyordu, karar hakkı veriyordu. Eksiklikleri ve yanlış kullanımları kaldırılmaları için yeterli gerekçe oluşturmuyordu.  <br />
“basın özgürlüğünden doğan sakıncaları gidermenin yolu yine basın özgürlüğüdür” sözünü buraya uygularsak; “yerel yönetimlerin demokrasisinden doğan sakıncaları gidermenin yolu yine yerel yönetimlerde demokrasidir.” <br />
Yerel yönetimlerin imar vs. bazı yetkileri zaten bakanlıklar vasıtasıyla by-pass ediliyordu. Belki şimdi by-pass’a gerek kalmadan direkt yasal yolla devre dışı bırakılacak.  <br />
Yerel yönetimler reform tasarısında başka sürpriz düzenlemeler bekleniyor. 1 Ekim’de açılacak yeni yasama yılının ilk yasalarından biri olacak olan reform paketi belediyelerde, belediyeler birliklerinde, siyasi partilerde, basında ve kamuoyunda tartışıldı mı?  <br />
Umarım ve dilerim ki, yeni yasa yerel yönetimleri, yerel demokrasi beşikleri olarak görür ve afaki sakıncalarını yakınsak yapmadan sakıncaları bertaraf eden düzenlemeler içerir. Kamuoyuna da “yerel yönetimler reformu”-mu? Sorusu sordurmaz. <br />
 ]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/yerel-yonetim-reformu-mu/24/</link>
<pubDate>Wed, 14 Oct 2020 01:12:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kent rantları nasıl dağıtılıyor?</title>
<description><![CDATA[<p>Üretici olmayan ekonomilerde zenginleşmenin bir yöntemi olarak rant devreye girer. Emek vermeden toprağın imar. vs. yöntemlerle değerlenmesi kent rantını oluşturur.</p>

<p>Daha önce Hindistan, Meksika, Arjantin, Şili, Lübnan vs. Ülkelerin çarpık yapılaşmadan yeni yapılaşmaya, kentsel dönüşümlere- yeni tür çarpık yapılaşmaya- geçiş yaptılar. Onların izlediği yoldan şimdi Türkiye geçiyor. Oysa onların tecrübelerinden ders almak gerekirdi.</p>

<p>Son günlerde Ankara ve İzmir'de yaşanan gökdelen rantı tartışmalarını iyi irdelemek gerekir.</p>

<p>Bu tartışmaların özünü rant paylaşımı ve rant kavgası oluşturuyor.</p>

<p>Biz, yani biz sıradan vatandaş bu tartışmaların neresinde duruyoruz?</p>

<p>Kent rantından hiç pay verilmeyen yerinde duruyoruz.</p>

<p>Peki kent rantından pay almak istiyor muyuz?</p>

<p>Bireysel değil ama kamusal rant tabii ki bütün vatandaşların yararlanacağı bir artı değer olacaksa elbette istiyoruz.</p>

<p>Örneğin bir yerden bir otoban geçer, bir tünel yapılır, örneğin İzmir'de güney aksında dağın içinden tünelle Buca- Bornova'ya bağlanır. Bu arada bir çok kamulaştırma yapılır. Tek göz odası kamulaştırılan vatandaşa o otobanın veya tünelin oluşturduğu ranttan verilmez. Yıllardır çilesini çekerek oturduğu evi birden elinden alınan vatandaşa verilen kamulaştırma parasıyla yeni bir ev alması söz konusu değildir. O otobanın yanında dikilen gökdelenden bir daire alması imkansızdır.</p>

<p>Hem vatandaşın elindeki bir avuç toprak gitmiş ve fakirleşmiştir, hem de onun sırtından başkaları zenginleşmiştir. Bu toplumsal adaletsizliğe yol açar.</p>

<p>Maalesef kamulaştırma kanununda buna ilişkn madde var. Yani kamulaştırma bedeli belirlenirken kamulaştırmadan sonraki değer artışı hesaplanmaz diye madde var. Anayasaya, adalete, insan haklarına aykırı bu madde bir türlü değiştirilemez. Bilirkişiler ve mahkemeler maalesef ne yapalım mevzuat böyle der.</p>

<p>Ama  daha önce yıllarca İstanbul'da yaşanan ve İstanbul'a ihanet olarak tanımlanan uygulamalar ve son günlerde Ankara'daki ve İzmir'deki gökdelen tartışmaları soru üstüne soruları ve her türlü kamusal merakı depreştiriyor.</p>

<p>Milyon dolarların telafuzu bie zor rakamların konuşulduğu ortamda sıradan vatandaşa tanınmayan ve anasının ak sütü gibi hakkı olan kentsel rant nasıl oluyor da haksız ve hukuksuz yere çok özel birilerine peşkeş çekiliyor?!</p>

<p>Kentsel rantı dengelemek için merkezi yönetimle yerel yönetimin sorumlulukları var. Merkezi yönetim TOKİ aracılığı ile yerel yönetimler de yapı kooperatifler yolu ile bunu dengeleyebilirler.</p>

<p>Bir de kimseye ayrıcalıklı özel imar uygulamalarından vazgeçerek oluşan rantı kamusal ranta dönüştürüp vatandaşa eşt olarak yararlandırma yoluna giderek adaleti bir nebze olsun sağlayabilirler.</p>

<p> Feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinin toplumsal-siyasal altüst oluş döneminde yaşayan ve yaşadığı dönemi halk gözü ile felsefi olarak açıklamaya çalışan Jan Jak Russo "İnsanlar arasında eşitsizliğin kaynağı ve temelleri üzerine"adlı eserinde şöyle der:</p>

<p>"Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip 'bu bana aittir'diyebilen buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu olmuştur."</p>

<p>Toprak parçasını çitle çevirdiğinde insan, kötülüğün, bencilliğin, soygunun, ahlaksızlığın, çıkarcılığın ve sömürünün temelini atmıştır.</p>

<p>Oysa ilkel denilen toplum Russo'ya göre : "İnsanların birbirini sömürmediği, eşitsizliğin ve ahlaksızlığın olmadığı bir özgürlük toplumu" dur.</p>

<p>Şimdi bizim tercihimiz hangisi olacaktır? Vatandaş olarak ve kent yöneticileri olarak uygulamada bu sorunun cevabına göre hareket edeceğiz!Bu sorunun cevabı kente ve geleceğimize bakışımızın da cevabı olacak. İnsan hakları ve anayasa aslında bu soruların cevabını veriyor, bize de bunun ayırdına varmak düşüyor.</p>
]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/kent-rantlari-nasil-dagitiliyor/21/</link>
<pubDate>Mon, 06 Apr 2020 16:15:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İstanbul&amp;#39;u anlatıyorum!</title>
<description><![CDATA[<p>Bir İzmirli olarak İstanbul anılarımdan bahsetmek istiyorum.</p>

<p>İstanbul turum Sabiha Gökçen Havaalimanı’nda inmemle başladı. Daha önce İstanbul’a gitmeme rağmen bu kez hiç gitmemiş gibi hissettim ve benim için çok heyecanlı bir deneyim oldu.</p>

<p> </p>

<p>Öncelikle benim gözümde İstanbul’un “Yaşanacak değil, gezip görülecek yer“ olduğunu belirtmek isterim. Çünkü İstanbul’un kalabalık telaşı ve kargaşası beni yoruyor.<br />
Tercihimiz Şubat ayının başı olmasına rağmen bahar havası vardı çok rahat gezip dolaşabildik.</p>

<p>Güzel anılar biriktirdik ve her şeyi iki güne sığdırmaya çalıştık…<br />
<br />
Havaalanından otobüs ve metro yardımıyla Kadıköy’e ulaştık. Kadıköy’de daha önce hiç tadına bakmadığım ıslak hamburger yedik ve tek kelimeyle tadına bayıldığımı söyleyebilirim!</p>

<p>Vapur ile Beşiktaş’a geçtik ve vapur yolculuğumuz sırasında martılar etrafımızda adeta dans ederek uçuşuyordu bir yandan da karşıdan boğaz köprüsü bize göz kırpıyordu... Beşiktaş’a vardığımızda Ortaköy’e doğru yürüme kararı aldık. Binalar tarih kokuyordu. Binaların dış cephesinde Atatürk fotoğraflarının yer alması beni çok etkiledi. Yürürken tesadüfen bugünler popüleritesi yüksek olan “Midyeci Ahmet“e rastladık. Tabii tadına baktık ancak İzmir’deki midyelerin çok daha güzel ve lezzetli olduğunu söyleyebilirim.</p>

<p>Ortaköy’e vardığımızda meşhur kumpirciler sokağını gözlemledik ve sahil havası eşliğinde yürüyüş yaptık. Manzarayı ve insanların çeşitli telaşlarını izlemek oldukça keyifliydi.</p>

<p>Daha sonra Taksim’e vardık. İstiklal Caddesi’nde dolaştık tam da ordayken İstanbul’da daha çok vaktimizin olmasını diledim… Tarihi bir gezi değildi, özgürce içimizden geldiği gibi gezebildiğimiz bir gezi oldu bizim için. Hızlandırılmış bir tur yapmayacağınızı düşünürsek sadece Taksim’e bir günün yetmeyeceğini söyleyebilirim.</p>

<p>Tüm bu faaliyetler için Cumartesi gününü tercih ettik ancak akşam olunca ne yapacağımızı şaşırdık. Bebek, Ortaköy, Taksim arasında mekik dokuduk derken Kuruçeşme’de karar kıldık. Kuruçeşme’de de oldukça güzel vakit geçirmemizin ardından konaklama için Taksim’e geri döndük. Tarihi binaların olduğu bir sokakta sabah kahvesi yudumlamak bana çok büyük bir mutluluk verdi.</p>

<p>Dönüşe yaklaşıyorduk bu yüzden içimi hüzün kapladı. Zaten güzel şeylerin sonuna geldiğimizde ben hep üzülürüm… Son durağımız Acıbadem oldu. Güzel bir kahvaltının ardından dönüşümüz başladı.</p>

<p>İzmir gibi büyük bir şehirde doğup büyümeme rağmen İstanbul zihnimde hep zorlu bir yaşam yeri olarak betimleniyor. İstanbul’da geçirecek bir kaç gününüz varsa eğer plansız ve içinizden geldiği gibi davranmanızı öneririm. Daha önceki ziyaretlerim hep planlıydı ve ben hiç bu kadar keyif almamıştım. Değişik tema ve tablolarla karşılaşma fırsatı buldum. Tabii bir de yanınızda sevdiğiniz kişi varsa her yer büyülü oluyor. Bol bol huzur depoladım ve İzmir’de kaldığım yerden devam ediyorum!</p>
]]></description>
<author>Berna Vatansever</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/berna-vatansever/istanbulu-anlatiyorum/20/</link>
<pubDate>Mon, 03 Feb 2020 16:15:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yerel yönetimlerde koordinasyon</title>
<description><![CDATA[Her kentin, her beldenin sorunları başka olmasına karşın aynı yasa ile yönetildiğinden uygulamalarda yeknesaklığı sağlamak için koordinasyon çok önemlidir.<br />
Koordinasyona ilişkin ise maalesef elle tutulur bir yasal düzenleme yok.<br />
Türkiye çapında büyükşehirlerin yönetimi, farklı partilere mensup belediye başkanlarının elinde. Farklı siyasi görüşlere mensup belediye başkanları arasında uygulama yeknesaklığı nasıl sağlanacak?<br />
Bu sorunun cevabı olarak sayın Cumhurbaşkanlığınca bütün anakent belediye başkanlarının katılımı ile toplantı düzenlendi ve koordinasyon için bir komisyon kurulması kararı alındı.<br />
Bu komisyon büyükşehirlerin başkanları arasında irtibatı sağlayacak ve başkanların istemlerini toplayıp yeni toplantılarda çözümüne gayret edecekti.<br />
Bu konuda kamuoyuna yansıyan yeni bir gelişme olmadığı görülüyor.<br />
Her büyükşehir belediye kendi sorunlarıyla baş başa kalırsa o devasa sorunların altında nasıl kalkacak!?<br />
Bu soru bir kenarda dursun. Merkezi iktidara muhalefet eden siyasi partiye mensup belediye başkanları kendi aralarında koordinasyon arayışına girdiler.<br />
CHP Önce Afyonkarahisar’da bir toplantı düzenledi, sonra İzmir’de.<br />
Afyonkarahisar’da düzenlediği toplantıda yerel yönetimler ilkeleri açıklandı. 11 maddeden ibaret ilkeler maalesef ikinci toplantıda ele alınmadı.<br />
Birinci toplantıda belirlenen ilkelerin takipçisi kim olacak?<br />
Temmuz ayında Afyon’da gerçekleşen çalıştayın raporu İzmir’de ikincisi yapılan çalıştayda başkanlara sunuldu. Bu raporda ne yazıyordu? Bu rapor ne kadar dikkate alındı? Örneğin bu raporun ilkelerinden işçi çıkarma konusunda ne kadar titiz davranıldı? Belediye başkanları parti milletvekillerinin işlerine karışmasına karşı çıkıyorlardı. Ama Partide yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcılığı var. Ayrıca Afyon’da milletvekillerinden oluşan bir komisyon da kurulmuştu. Bu komisyon kimlerden oluşuyor? Temmuz ayından bu yana ne gibi çalışma yaptılar? Yerel yönetimler çalışmalarında halkın istemlerini başkanlara sunacak olan milletvekili komisyonu İzmir’deki ikinci çalıştaya katıldı mı?<br />
İzmir’deki Yerel yönetimler reformu ve yerel demokrasi buluşması-Kardeş kentler-çağdaş kentliler teması ile toplandı.  <br />
Ama görünen o ki bu çalıştay maalesef genel siyasetin gölgesinde kaldı. Ben yine de Yerel Yönetimler İzmir çalıştayında İBB başkanı Tunç Soyer’in kayıtlara geçen şu tarihi konuşması ile yazımı noktalayayım:<br />
“Yaptığımız her bir icraat geleceğin insanlığını mayalıyor. Bu durum çalışmalarımızı bilgi odaklı olmaya yönlendiriyor. Yönettiğimiz şehrin bilgi birikimini iyi analiz etmek ve toplumsal başarı elde etmek zorundayız. Yaşam alanlarımız ciddi tehditlerle karşı karşıyayken mevcut politikaları yerelden başlayarak düzeltmek zorundayız. Soluyacağımız hava, işleyecek toprak kalmadığında zaten yöneteceğimiz şehirler kalmayacak. Doğa hastaysa biz de hastayız. Doğa odaklı anlayış en temel ilkelerimizden biri olmak zorunda. Güçlenen yerel yönetimlerle kentlerin işleyişi de değişiyor. Eskiden devletlerarası ilişkiler kurulurken artık dünyadaki farklı kentler arasında ortaklıklar kuruluyor. Kent diplomasisi adı altında yeni bir alan açılıyor. Diliyorum Ankara’da masa başında hazırlanan yerel yönetim reform paketi dünyadaki bu değişmeleri görmezden gelmez. Aksine bu taslak halkımızın beklentilerini boşa çıkaracak bir geriye gidişi olacaktır. İzmir pek çok yeniliğin gerçekleştiği ve dünyaya yayıldığı bir kenttir. Ayaklarımızın değdiği bu kadim coğrafyanın birikimlerinden aldığı ilham burada buluşacak. Pek çok yeni kalıcı çalışmalarla sonuçlanacak.”<br />
 ]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/yerel-yonetimlerde-koordinasyon/19/</link>
<pubDate>Mon, 03 Feb 2020 12:32:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yerel Yönetimlerin Kentsel Dönüşümde Sıkıntıları</title>
<description><![CDATA[CHP İzmir il başkanı Deniz Yücel'in Karabağlar ilçesinde kentsel dönüşüm bölgeleri halkı ile buluşmasında söylediği şu cümle manşet oldu: Kentsel dönüşüm yapamayacaklarsa bıraksınlar biz yapalım!"<br />
CHP İl başkanı sayın Yücel'in "yapamayacaklarsa" diye kastettiği devlet, yani devletin yetki verdiği Bakanlık ve TOKİ.<br />
"Biz yapalım" diye kastettiği ise idare-belediyeler, yani CHP'li belediyeler.<br />
Özü şu; TOKİ yapamıyorsa Belediyeler yapsın!<br />
* * *<br />
Kentsel Dönüşüm Yasası (6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun) esas olarak devlete yetki ve görev vermiştir. (Rezerv yapı alanı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.)<br />
Kanunun amacı eski yapıyı yıkıp yerine yeni yapı yapmak değil, afet riski taşıyan-Sanki taşımayan yapı var mı, hepsi risk taşıyor!- arsa ve arazilerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun; (Dikkatinizi çekerim, sanat normlarına uygun diyor, yani yapınızı anatsal yapın, eski çirkin yapı yerine yine çirkin yapı yapmayın diyor, sanatsal yapı gören var mı!), sağlıklı yaşam çevrelerini teşklil etmek üzere;(Yine dikkatinizi çekerim, yaşam çevresi diyor, boru gibi sivri bina çık demiyor!) iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir! Yasanın amacı bu.<br />
Bu amaca uyan var mı?<br />
Yasa rezerv yapı belirlenmesi için talepte bulunabilecekleri de sıralamış: TOKİ veya Belediyeler!<br />
Veya yı büyük yazayım: VEYA!<br />
Dikkat "ve" demiyor. Bir yasada "ve" kelimesi ile "veya" kelimesi arasında çok fark vardır. "Ve" derse birlikte, katılımcı anlaşılır, "veya" derse tercihe göre, keyfi anlaşılır.<br />
Sayın Aziz Kocaoğlu'nun İBB Başkanlığı döneminde çıkmıştı bu yasa ve ilçe belediye başkanlarıyla Havagazı Kültür Merkezinde bir toplantı düzenlemişti. Ben söz alarak yasadaki bu "Ve-veya" çelişkisine dikkat çekmiştim. CHP'nin mecliste bu ve kelimesini değiştirmesi için çalışmasını, aksi halde TOKİ ile Belediyelerin sorun yaşayacaklarına dikkat çekmiştim!<br />
Nitekim ve maalesef dediğim oldu!<br />
Bakın kaç yıl sonra CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel bakanlığa ve Toki'ye seslenerek : "Yapamıyorlarsa, biz yapalım!" diye seslenmek zorunda kalıyor.<br />
Gerçi il başkanlığı seçim sürecinde özel bir mahalle turu atsa da benim konum şu anda siyaset değil, sayın il başkanının söylediklerinden hareketle sorunları ele almak.<br />
Yerel yönetimlerin-Belediyelerin kentsel dönüşümde sıkıntılarını çözmek ve TOKİ-Belediyeler çelişkisini sona erdirecek yasal düzenlemeler yapmak için yerel siyasetçilerin polemikleri değil, TBMM çözüm üretmelidir! Yerel siyasetçiler de önce kendi partilerini sonra meclisi harekete geçirecek çalışmalar yapmalıdır!<br />
 <br />
Birol Keskin<br />
 ]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/yerel-yonetimlerin-kentsel-donusumde-sikintilari/18/</link>
<pubDate>Wed, 29 Jan 2020 13:02:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Belediyeler ve orman yangınları</title>
<description><![CDATA[İzmir Karabağlar ormanlarından Seferihisar'a uzanan orman yangınları belediyeler ile merkezi idarenin koordinasyon konusunu gündeme getirdi.<br />
Ormanlar bakanlığın bakımı ve koruması altında ama şehre dayanmış-daha doğrusu şehir ormana dayanmış-halde kimin sorumluluğu nerde başlıyor, nerde bitiyor tespit edilmesi gerek.<br />
Bu halde de işin içinden çıkılmaz. Her kurum sorumluluğu diğerinin üzerine atabilir. En iyisi birlikte çalışmak, koordine olmak.<br />
Maalesef Karabağlar orman yangınında bu koordinasyon yapılamadı. Bakan ve büyükşehir belediye başkanı ayrı partiden olunca ortak resim verilemedi.<br />
Ortak resmi geçtim, yanan alan konusunda dahi görüş birliği sağlanamadı. Bakanlık 500 hektar orman yandı dedi, belediye 5 bin hektar orman yandı dedi.<br />
Hangisi doğru?<br />
Arada uçurum var. Hangi rakama göre hareket edeceğiz? Ne kadar alanı tekrar ağaçlandıracağız?<br />
İl Tarım Müdürü sanayi Odası Meclisinde yaptığı konuşmada aydınlatıcı bilgi verdi. Yanan alanlara köylünün faydalanacağı zeytin, fıstık çamı ve ürün veren diğer ağaç fidanları ekileceğini söyledi.<br />
Belediye fidan kampanyası başlatıyor. Sivil toplum kuruluşları fidan kampanyası yapıyor. Bakanlık fidan dikimine hazırlanıyor, yanan alanları temizleme çalışması yapıyor.<br />
Yine aynı noktaya geliyorum, hani koordinasyon!<br />
Ege Orman Vakfı, Tema, diğer yardım kuruluşları, vakıflar, yerel yönetimler, bakanlıklar derhal koordine olmalı!<br />
Herkesin ayrı ayrı yapacağı çalışmalar şüphesiz değerlidir, ama bölük pörçük olunca kumdaki su damlaları gibi kaybolup gider, etkisi olmaz.<br />
Bir de, yanan alanların imara açılmayıp, maden şirketlerine peşkeş çekilmeden tekrar ağaçlandırılmaları kadar önemli bir diğer husus buraların ve diğer yerlerin tekrar yanmasını önleyecek tedbirlerin alınmasıdır.<br />
Bu yangın neden çıktı? Teröristler mi yaptı? Neden geç söndürüldü? Helikopter veya yangın söndürme uçağı ne kadar etkili olurdu?<br />
Gerçeğe ulaşmak bu kadar mı zor? Gerçeği bilemezsek bir dahaki yangınları nasıl önleyeceğiz, bir dahaki yangınları önleyemesek nasıl söndüreceğiz?<br />
Bu yangın da bize ders olmazsa daha ne olacak?]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/belediyeler-ve-orman-yanginlari/17/</link>
<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 12:59:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tükenmişlik Sendromu</title>
<description><![CDATA[Her işletme, işlerini tutkuyla seven ve güler yüzlü çalışanlarının olmasını ister. Zamanla işle ilgili kronik stres, tükenmişliğe yol açabilir. Tükenmişlik 21. yüzyılın en büyük mesleki tehlikesi olarak tanımlanmıştır. Tükenmişlik ve depresyon semptomları birbirine benzer olduğu için karıştırılmaktadır. Tükenmişlik iş hayatınızdaki problemlerle ilgilidir, iş hayatınız dışında kendinizi bu kadar stresli hissetmediğiniz anlar da vardır. Depresyon ise iş hayatınız ile ilgili ya da iş hayatınızdan bağımsız olabilir, hayatınızın tüm alanlarında kendinizi mutsuz hissetmenizdir.<br />
<br />
İş hayatınızdaki problemler; zihninizi ve vücudunuzu sürekli bir stres durumuna bıraktığı  için, duygusal, fiziksel ve zihinsel olarak kendinizi yıpranmış hissedersiniz. Çalışırken asık suratlı olursunuz ya da daha sık hata yapmaya başlarsınız. Daha sonra bu problemler iş dışında özel hayatınıza da yayılmaya başlar. Depresyona, sevdiklerinizden kopmanıza sebep olup; hatta ve hatta alkol veya başka maddeler kullanarak stresinizi azaltmaya çalışmanıza neden olabilmektedir.<br />
<br />
Tükenmişlik oranının en yüksek olduğu mesleklere örnek vereceksek, bu meslekler sürekli yardım etmeyi içeren ve kendi iş hayatında kontrolü az olan mesleklerdir. Örneğin; doktor, hemşire, sosyal hizmet uzmanı, öğretmen, okul müdürü, avukat ve polis memurlarında yüksek oranlarda tükenmişlik bulunur.<br />
<br />
Peki tükenmişlik sendromu ile mücadele etmek mümkün müdür?<br />
<br />
1. İlk adım, tükenmişlik yaşayıp yaşamadığınızı bulmaktır. Bunu kendinize bazı sorular sorarak cevaplayabilirsiniz. İşten dolayı uyuma problemleri yaşar mısınız? Her gün işe gitmeme gibi bir isteğiniz var mı? Evde olsanız bile işle ilgili endişeleriniz var mı? İş arkadaşlarınızdan kendinizi uzaklaşmış hissediyor musunuz?<br />
<br />
2. Daha fazla uyumaya çalışın. Çok az uyumak tükenmişliğe neden olmaktadır.<br />
<br />
3. Düzenli olarak kardiyovasküler egzersiz yapın. Yüzme, koşu, yürüyüş, doğa sporu, dans ve bisiklet gibi sporların tükenmişlik semptomlarını 4 hafta kadar kısa bir sürede azalttığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.<br />
<br />
4. Yoga yapmak öğretmenlere, hemşirelere ve tıp öğrencilerine tükenmişliğin önlenmesi konusunda yardımcı olmaktadır.<br />
<br />
5. Günde 10 dakika kadar farkındalık meditasyonu yapın. Düşüncelerinizi yargılamadan gözlemleyin. Okyanustaki dalgalar veya gökyüzündeki bulutlar gibi düşüncelerinizin gidip gelmesine izin verin.<br />
<br />
6. Nefes alıştırması yapın. Meditasyon bazen korkutucu veya zorlayıcı gelebilir. Birçok insan meditasyonun karanlık bir odada oturmak olduğunu düşünür. Meditasyonun basit bir şekli olan nefes egzersizini deneyin. İçinizden 4’e kadar sayarak nefes alın ve tekrar aynı şekilde 4’e kadar sayarak nefes verin. Her nefeste sakinleştiğinizi düşünün.<br />
<br />
7. Kendinize izin verin. Doğru hissettiğiniz şeyler günden güne değişebilir. Size neyin iyi geldiğini  bulun ve bunu yapmak için kendinize müsaade verin.<br />
<br />
8. Güvendiğiniz insanlarla stresiniz hakkında konuşun.<br />
<br />
İş hayatınızdaki problemleri boş vermemeli ve bazı belirtilere dikkat etmelisiniz.  Başlayan şikayetlerinizin ne kadar süreceğini analiz etmelisiniz ve bu duruma adapte olamayacağınıza inanıyorsanız tükenene kadar beklemeyin. Tükenmeden önce yardım almayı veya kendiniz aşmayı deneyebilirsiniz. Eğer bir şeyler düzelmezse, tükenmişlik semptomlarını bir uzmanının yardımıyla aşabilirsiniz.]]></description>
<author>Psk. Pınar Şahmerdan</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/psk-pinar-sahmerdan/tukenmislik-sendromu/16/</link>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2019 16:03:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sigara nasıl bırakılır?</title>
<description><![CDATA[<p>Sigara insan sağlığını doğrudan etkileyen büyük bir tehlikedir. Fakat, küçük bir yardım ile sigarayı bırakabilirsiniz. Bu yazımda sizlerle, sigarayı bırakmadan önce nasıl kendinizi hazırlayacağınızı, nasıl bırakacağınızı ve bıraktıktan sonra nasıl tekrar geri başlamayacağınızı yazacağım.</p>

<p>Muhtemelen bir tarafınız sigarayı bırakmak istiyor ama bir kısmınız bunu istemiyor. Belki de tekrar geri başlayacağınızdan korkuyorsunuzdur. Eğer ne kadar erken sigarayı bırakırsanız, vücudunuz kendini o kadar erken onarmaya başlayacak ve yıllarca sürdürdüğünüz kendinizi ihmal etmeleriniz son bulacaktır.</p>

<p>1. Adım: Karar verin</p>

<p>Sigarayı bırakma nedenlerinizi belirleyin. Sizin için artıları ve eksileri olan bir liste hazırlayabilirsiniz. Daha önce bırakmayı denemiş ama başarısız olmuşsanız bunun size engel olmasına izin vermeyin. Belki de son denediğiniz de hazır değildiniz. </p>

<p>2. Adım: Yüksek riskli zamanlarınızı bulun</p>

<p>Sigara içmek nikotin bağımlılığının yanı sıra aynı zamanda psikolojik bir bağımlılıktır.</p>

<p>Çoğu sigara içen kendinden kaçmak, rahatlamak ya dakendini ödüllendirmek için sigara içmektedir. Hangi anlar da sigara içmek sizin için kaçınılmaz oluyor ise o anları bulmanız gerekiyor. </p>

<p>Sabah kahvenizle sigara içiyorsanız bunu sigara içemeyeceğiniz bir ortama taşımalısınız (iş yeriniz, çocuklarınızın yanında gibi). Araba sürerken sigara içiyorsanız, kendinize farklı bir rota seçiniz. Böylece aklınız meşgul olacak ve otomatik pilotta olmayacaksınız. Yemeklerden sonra sigara içiyorsanız, yemekten sonra hemen kalkmayı alışkanlık edinmelisiniz. Telefondayken sigara içiyorsanız, ellerinizi meşgul etmek için stres toplarını kullanabilirsiniz. </p>

<p>Yapabileceğiniz en önemli şey, düşünmekten kaçınmaktır. Eğer birkaç defa kendinizi kontrol edemezseniz pes etmeyin ve paketin geri kalanını atın. </p>
3. Adım: Nikotin replasman preparatları

<p>Her sigara tiryakisi sigara içmenin bir bağımlılık olduğunu bilir. Sigarayı bıraktığınızda, beyniniz hala sigarayı arzulayacaktır. Sigarayı bırakma planınızın bir parçası olarak sakız, çerez, havuç ve sert şekerlemeler kullanabilirsiniz. Nikotin replasmanı (nikotin sakızı, nikotin bandı) veya sigara bırakma ilaçlarını kullanmayı planlıyorsanız, doktorunuzdan nasıl kullanacağınızı, potansiyel yan etkilerini ve nelere dikkat edileceğini öğrenin.</p>
4. Adım: Bırakma tarihinizi seçin

<p>Bırakma tarihi kişiseldir ve önemlidir çünkü bilinçaltınız bu duruma hazırlanacaktır. Gelecek ay içinde bir tarih seçebilirsiniz. Meşgul olacağınızı ve gerileceğinizi bildiğiniz bir tarih seçmeyiniz. Bırakmaya karar verdiğiniz tarihi her gün görebileceğiniz bir yere yazın. </p>
5. Adım: Yakınlarınızla paylaşın

<p>Size sigara bırakma konusun da yardımcı olacağını düşündüğünüz kişileri seçin. Onlara size yardımcı olabileceği ve yardımcı olamayacakları konuları söyleyin. Arkadaşlarınız, sigara içmek istediğiniz anlarda dikkatinizi dağıtma da size yardımcı olabilirler. Sizi dinleyebilirler. Fakat gerginliğinizi arttıracak konuları konuşmaktan kaçının.</p>
6. Adım: Size sigarayı hatırlatan her şeyi atın

<p>Her bağımlılıkta olduğu gibi insanlar, yerler ve diğer şeyler sizi tetikleyebilir. Ev ve iş yerinizde ki küllük, sigara, kibrit ve çakmağı çöpe atmalısınız. Bunları daha sonra kullanacağınız bir yere kaldırmayınız.</p>

<p>Sigara dumanı en büyük tetikleyicilerden biridir. Ev, araba ve iş yerinizi sık sık havalandırın.</p>
7. Adım: İlk iki hafta

<p>İlk iki hafta başarınız için çok önemlidir. Eğlenceli, sizi motive eden, düşük stresli aktivitelerle meşgul olun. Yüksek stresli ortamlardan kaçının. Meşgul kalın, arkadaşlarınız ya da aileniz ile sınırsız programlar oluşturun. Evden dışarıya çıkın. Sinemaya gidin, bisiklet sürün, spor salonuna gidin. Bolca su için. Ellerinizi meşgul etmek için kalem kullanabilirsiniz. Sigara içen arkadaşlarınızla en azından ilk iki ay görüşmeyin bu sizin için yüksek riskli bir ortamdır. </p>
8. Adım: Stresle başa çıkma

<p>Kendinize iyi davranın. Sigara içmeme konusunda kendinizi ödüllendirin. Sadece bir kere ödül olacağı ve daha henüz bunu hak etmediğiniz düşüncesi yanlıştır. Ödüller finansal olmak zorunda değildir, sevdiklerinizle bir araya gelerek güzel zaman geçirmek bile sizi motive edecektir. Sigara bırakmayı denerken diyet yapmayı denemeyiniz. Aksine daha fazla meyve ve sebze tüketmelisiniz. </p>

<p>Bu ana kadar ne kadar güçlü olduğunuzu düşünün ve bağımlılığınızın sizi tüketmesine izin vermeyin. Sağlığınız, finansınız ve aileniz için nelerin değişebileceğini düşünün ve artık kendinizi sigara içmeyen olarak görmeye başlayın.</p>
]]></description>
<author>Psk. Pınar Şahmerdan</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/psk-pinar-sahmerdan/sigara-nasil-birakilir/13/</link>
<pubDate>Fri, 16 Aug 2019 13:33:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çocuğunuz sigaraya başladıysa, onunla nasıl iletişim kurmalısınız ?</title>
<description><![CDATA[Son zamanlarda yapılan bir çalışmada, ailelerin çocukları ile sigarayı bırakmaları hakkında konuşmaları, çocuklarının hayatını ömür boyu etkileyebileceğini gösteriyor. Gençlerde hangi davranışın olumlu, hangisinin olumuz bir etki  yarattığını gözlemlemek zordur. Sigara içmeyi deneyen bazı gençler bunu bir iki defa ile sınırlandırabilirken ne yazık ki bir bölümü de ailelerinin onlar ile bu konuda doğru iletişim kuramaması nedeniyle, ömür boyu kronik sigara bağımlısı olma riski taşıyor.<br />
<br />
Aileler, zaman zaman çocukları ile nasıl iletişim kurmaları gerektiğini bilemiyorlar.  Kendi yaptıkları hataları çocuklarının yapmasını istemeyip çok sert tepki verebiliyorlar.Belki de geçmişte kendi yaşadıkları sert tepkileri hatırlayıp, çocuğum benden korkmasın diye düşünebiliyorlar. Bu konuda unutulmaması gereken en önemli etkenlerden biri de doğru iletişimdir. Açık iletişim olayları görmezden gelmekten ya da konuşmaktan kaçınmaktan daha olumlu sonuçlar doğurma yönündedir.<br />
<br />
Daha önce sigara içmemiş aileler çocukları ile daha sık ve tartışmaya açık iletişim içinde olmaktadırlar. Ne yazık ki bu durum gençleri olumsuz etkiliyor. Sigara içmeyen anneler çocukları ile sigara içmenin zararları hakkında çok fazla konuştuğunda da çocuklarda ters etki bırakıyor. Çocuklar annelerinin onları anlamadığını ve onlara çok fazla öğüt verdiğini düşünüyorlar. Fakat sigara kullanan aileler için bu durum daha karmaşıktır. Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, sigara içme ile kötü hatıraları olan babalar bu konuda çocukları ile doğru iletişimi kuramamaktadır. Sigarayı bırakan anneler ise yaşadığı kötü deneyimleri çok fazla paylaşırsa, sigara bırakmanın ne kadar zor olduğunu anlatırsa, çocuklar daha fazla kalıcı olarak sigarayı bırakma olasılığı gösteriyor.<br />
<br />
Genel olarak çıkarabileceğimiz yorum; çocukların ailelerinin davranışları ve sigarayı bırakma konusunda çok fazla şüpheleri vardır. Eğer spesifik olarak söylenecek ise, anne-babalar sigara kullandıkların da çocuklar pasif sigara kullanıcısı oluyor. Çocuklar sigara içme konusunda ortada sessiz bir anlaşma olduğunu düşünüp kendilerinin de içebileceklerini düşünüyorlar. Bu nedenle aileler çocuklarına örnek olmalıdırlar. Aileler, çocuklarına nasihat değil bilgi vermelidirler. Örneğin, cilt ve dişlere olan etkilerinden bahsedebilirler. Gençler için dış görünüm önem taşımaktadır. Daha fazla sosyalleşmelerine katkıda bulunup, çocuklarını farklı spor veya sanat faaliyetlerine yönlendirebilirler. Eğer aileler kendi yaşadıkları sigara bırakma zorluklarını çocukları ile paylaşırsa, çocuklarının uzerinde  olumlu etkisi olur. Çocuklarınıza, direkt olarak sigarayı bırak demek yerine, kötü deneyimlerinizi paylaşin. Fakat, daha önce sigara içmediyseniz, bir deneyim durumunuz olmadıysa, çocuğunuza tavsiyeler vermeyiniz. Bu konuda uzmanlardan yardım almak daha doğrudur. Aile iletişimi uzun süreli bir etkiye sahiptir ve her ne konuda olursa olsun sürekli yenilenmesi gerekmektedir. Kendiniz sigara içip bıraktıysanız, çocuğunuza verebileceğiniz en büyük hediye, ona yaşadığınız zorlukları anlatmaktır.]]></description>
<author>Psk. Pınar Şahmerdan</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/psk-pinar-sahmerdan/cocugunuz-sigaraya-basladiysa-onunla-nasil-iletisim-kurmalisiniz/12/</link>
<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 14:37:24 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yaşasın Malkoçoğlu Cüneyt Arkın abi!</title>
<description><![CDATA[<p>O benim ve milyonlarca çocuğun Kara Murat’ıdır. O bizim Battal Gazi’mizdir. </p>

<p>O hepimizin Malkoçoğlu’dur!</p>

<p>Asıl adı gibidir: Fahrettin Cüreklibatır! Babası Kurtuluş Savaşına katılmış Hacı Yakup Cüreklibatur’dur. Don nehri kıyısında yaşayan Nogay Türklerindendir soyu. </p>

<p>İşte o soylu şahsın torunu Murat Arkın, babası Cüneyt Arkın’ın bir mesajını cüretli bir şekilde sosyal medyada yayınladı: </p>

<p>“Burası Kaz Dağları bir zamanlar cennetti. Şimdi cehennem oldu. O zehir, siyanür toprağı yakmış, kavurmuş, parçalamış, öldürmüş. Düşman yapmazdı. Kimler müsaade ediyor, izin veriyor bu vicdansızlara. O güzelim ata kanıyla sulanmış vatan topraklarını üç kuruşa satan bu vicdansızlar kim, neredeler?”</p>

<p>Çanakkale Kaz(İda)dağında Kanadalı bir altın firmasının siyanür liçi ile altın çıkarma hırsı yüzünden binlerce ağacın kesilmesi ve doğa katliamı karşısında ülkemizin gerçek milliyetçi, duyarlı, onurlu sanatçıları tepkilerini ortaya koymaya başladılar. </p>

<p>Cüneyt Arkın bir sinema sanatçısı. Sanatçılardan siyasal, toplumsal görevler beklemek ve toplumun sırtlaması gereken sorumluluklarını sanatçılara yüklemek doğru değil. Buna rağmen sanatçılar hem kişi olarak, hem de sanatçı duyarlılığı olarak bir konuda seslerini yükseltme ihtiyacı duyuyorlarsa üzerinde herkesin ve yetkililerin düşünmesi gerek. Yetkililerin sanatçıları dinlemesi gerek. </p>

<p>Cüneyt Arkın zamanında alkol ve uyuşturucu ile mücadele konusunda çok önemli sosyal projeler yürüttü ve gençlerin bu illetlere yakalanmaması için olağanüstü çaba sarfetti. Onun duyarlılığı kamuoyu tarafından biliniyordu; bu kez de Kaz dağlarındaki ağaç katliamına karşı çıkışı bugün ve tarih açısından çok önemli idi.</p>

<p>Duayen sanatçı Cüneyt Arkın gibi genç sanatçı Şahan Gökbakar da doğa katliamına tepkisini ortaya koydu. Sianürlü altın arama çalışmalarına ilişkin olarak Instagram hesabından paylaşım yapan Şahan Gökbakar, “Tabiat ananın gözü yaşlı. Haberi geldi, evlatlarını öldürmüşler. İşte bunlar da Tabiatın Şehitleri… Üstelik kendi vatanı tarafından Kanadalıya satılmış, umursanmamış ve katledilmesine göz yumulmuş… Olayı Kanadalı…….Gold şirketi yapıyor. Türkiye’den de iş birlikcileri var… Peki ya şimdi? Ne olacak biliyor musunuz? Bu toplu mezar kaldırılınca, bir de siyanürle altını işleyecekler. Yıllarca zehirlerini bu topraklara akıtıp, bütün herkesi kanser edip, bitkileri kurutup, nehirleri kaynak sularını bok edip, hayvanları öldürüp defolup gidecekler Kanadalarına… Bayrağı ağaç yaprağı olan bir ülke Kanada…” diye haklı isyanını dile getirdi.</p>

<p>Usta sanatçı Zülfü Livaneli Kazdağlarındaki doğa korunsun diye ağaç katliamı son bulsun diye Unesco’ya mektup yazdı ve Unesco’nun gündeme almasını istedi.</p>

<p>Çanakkale Zeytinli gençlik festivaline katılan sanatçı Haluk Levent binlerce gençle birlikte Kazdağlarına dokunma diye şarkı söyledi.</p>

<p>Kazdağları için başlatılan Su ve Vicdan nöbeti büyük katılımlarla devam ediyor. </p>

<p>Kazdağlarında siyanürlü altın çıkarmak isteyen yabancı firmanın yetkilileri Türkler için geçmişte saygısız ifadeler kullandığı ortaya çıktı. “Türkler taş kırmakta çok iyiler.” diyen yabancıya şimdi sanatçıların önderliğinde Türklerin emperyalistleri ve saygısızları kovmakta da çok iyi olduğu gösterilecek. </p>

<p>90’lı yıllarda Bergama Ovacık siyanürlü altın çıkarmak isteyen yine başka bir Kanada’lı firmaya karşı mücadele edilmiş ve açılan davalar kazanılmıştı. Mahkeme kararlarına dolaylı yollardan delerek uymayan firmalar ne yaptı ne etti, gerekirse zamanın hükümetlerine karar aldırttı ve toplumun ve mahkemelerin üzerine çıkarak altın çıkarmaya devam etti. Kazdağları doğa mücadelesi de Bergama’dan ders almalı. Zamanın Bergama belediye başkanı Sefa Taşkın siyanürlü altına karşı mücadelede yaşayan bir tarih. Sefa Taşkın’ın tecrübelerinden yararlanmalı. Yoksa dönüp dolaşıp bunca emek, bunca sanatçı duyarlılığı heba olur. </p>

<p>Yeri geliyor petrol zengini ülke halklarını eleştirmeyi seviyoruz, bakın onlar nasıl çağdaşlıkta geri diye. Peki petrol zengini ülke halkları topraklarındaki zenginliğe sahip çıkamıyorlar diye eleştiren bizler kendi topraklarımzdaki zenginliğe sahip çıkabiliyor muyuz? Bor madenimize, titanyum madenine, demire, altına sahip çıkabiliyor muyuz?</p>

<p>Zengin toprakların fakir vatandaşları olarak tanımlanan bizler ne zaman zengin toprakların zengin sahipleri olacağız?</p>

<p>Sorunun cevabı yazının başında saklı aslında. Kendi özümüze döndüğümüzde, vatanına, toprağına, madenine sahip çıkmanın gerçek milliyetçilik olduğunu anladığımızda, sanatçı kahramanlarımızı dinlediğimizde aydınlanacağız ve siyanürcülere doğamızı, Kazdağlarımızı talan ettirmeyeceğiz. </p>

<p>İşte bu yüzden siyanürcülere karşı çıkan gerçek sanatçı çocukluğumuzun kahramanı Yaşasın Malkoçoğlu Cüneyt Arkın abi!   </p>
]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/yasasin-malkocoglu-cuneyt-arkin-abi/11/</link>
<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 09:50:31 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Motivasyonumuzu nasıl yükseltebiliriz?</title>
<description><![CDATA[Kaç kez heyecanla “bu pazartesi kesinlikle diyete başlıyorum” diye kendinize söz verdiniz ya da yeni bir dil kursuna başlamayı düşündünüz?  Hayatınızda kaç kez değişiklik yapmak istediniz fakat motivasyon düşüklüğünüz yüzünden yapamadınız?<br />
Bazen büyük bir heyecan ve coşkuyla yeni adımlar atıyoruz ancak bir süre sonra hevesimiz kaçıyor ve her şeyi olduğu gibi bırakıyoruz. Çoğu insan “motivasyonumu nasıl yükseltebilirim ve bitiş çizgine ulaşabilirim” diye merak ediyor.<br />
<em>Motivasyon nedir ve neden ihtiyacımız var?</em> Motivasyon sizi bir şeyleri yapmaya iten içsel bir güçtür. Güçlü bir arzu, hırs ve aslında istediğin ne sorusunu anlamaktır. Bir şeyi başarmak için itici bir güce ihtiyacınız vardır. İsteklerimiz bizi harekete geçirecek kadar güçlü değildir. Motivasyon hem iç hem dış faktörler tarafından uyandırılır. Bu süreç insanları bir şeyler yapmaya ve hedeflere ulaşmaya teşvik eder.<br />
<em>Motive olmamıza ne yardımcı olabilir?</em> Açık hedefler ve ne istediğimizi tam olarak bilmek gerekiyor. Başarmak istediğimiz şeyin artı yönlerini tümüyle görebilmeliyiz. Bu konuda kendinize inancınız olmalıdır; bu başarma arzunuzu güçlendirir. Bir şeyleri sadece sizin tek başınıza yapabileceğinize inanmak bile sizi daha güçlü kılar. Düzenli egzersiz yapmakta bu konuda motivasyonu arttıran ögelerden biridir; enerji seviyenizi ve sabrınızı arttıracaktır.<br />
Motivasyon günümüzün popüler konularından biridir bu konuda kişisel gelişim kitapları ve konuşmacılarıyla sık sık karşılaşabiliriz. Aslında motivasyon hayal gücüyle doğrudan bağlantılıdır.  Eğer kendinizi motive etmek istiyorsanız hayal gücünüz üzerinde çalışmanız gerekir. Bunu hedefinizin gerçekleştiğini hayal ederek ve size aslında neler hissettireceğine çalışarak yapabilirsiniz.<br />
Bu konuda birkaç tavsiye verilecekse eğer;<br />
Hedefinizi tekrar düşünün ve analiz edin; bu kadar çaba ve zamana değip değmeyeceğinden emin olun. Hedefiniz ne kadar spesifik olursa, odaklanmak ve kendinizi motive etmek o kadar kolay olur. Bir diğer  nokta ise; hedefinize ulaştıktan sonra sizi nelerin bekleyeceğidir. Bu konuda daha sık hayaller kurun size itici güç verecektir. Aklınızda asla olumsuzluğa yer vermeyin kendinize olan inancınız tam olsun. Konu ile ilgili kitaplar okuyabilir yada videolar izleyebilirsiniz. Bu konuda başarıya ulaşmış insanlar size ilham kaynağı olacaktır.<br />
Eğer depresyonda ve hiç bir şey yapmak istemiyor iseniz; sahip olduğunuz tüm gücü toplayıp vücudunuzu çalıştırıp bir yürüyüşe çıkmanız size faydalı olacaktır. Size keyif veren sizi güldüren filmler izleyebilirsiniz.<br />
Belirli bir şeyi elde etmek veya belirli bir hedefe ulaşmak istiyorsanız, fakat harekete geçecek kadar motive hissetmiyorsanız, bu hedefinizin pekte önemli olmadığı anlamına gelir. Harekete geçmek için güçlü bir arzuya sahip olmanız gerekir. Her zaman doğru fırsatı ve zamanı beklemeyin. Her zaman doğru zamandır, hayallerinizi ertelemeyin.<br />
 ]]></description>
<author>Psk. Pınar Şahmerdan</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/psk-pinar-sahmerdan/motivasyonumuzu-nasil-yukseltebiliriz/6/</link>
<pubDate>Wed, 17 Jul 2019 17:56:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şeref Bakşık&amp;#39;a vefa töreni</title>
<description><![CDATA[<p>Yaşayan tarih, duayen gazeteci Öcal Uluç o kuşağın artık birer birer aramızdan ayrılan simgelerinden Şeref Bakşık’ı şöyle andı: “Şeref ağabeyle hem İzmir’de hem de Ankara’dan gazetecilik yıllarımdan yakından görüşürdüm. Şeref ağabey tanıdığım en mutedil, dengeli, dürüst, ilkeli, kararlı bir gazeteci ve politikacıydı. Allah rahmet eylesin.”</p>

<p>CHP’de İsmet İnönü döneminin son genel sekreteri Şeref Bakşık’ın cenaze töreni haberini aldığımda gözümde birden tarih canlandı ve bu cenaze töreni mutlaka vefa töreni olur diye Hatay Murat Reis camisindeki namaza katıldım.</p>

<p>Tahmin ettiğim gibi de tam bir vefa töreni oldu.</p>

<p>Tabutun başında Karşıyaka’nın efsane belediye başkanlarından Kemal Baysak ve Cihan Türsen’i gördüm. Sayın Kemal Baysak’ın beni sevdiğini biliyordum ama “Birolcum senin bütün gazete köşe yazılarını okuyorum” demesi beni çok gururlandırdı.</p>

<p>Sonra ikindi namazı yaklaştıkça törene katılımlar arttı. Eski dönem ve yeni dönem CHP’de siyaset yapmış ünlü isimler geldi. Manisa’dan ön seçim dönemlerinden tanıdığım ve bütün Manisa’lıların ileride çok iyi yerlere gelecek dediği ve öyle de olduğu CHP gurup başkan vekili Özgür Özel vefa törenindeydi.</p>

<p>Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlarından Yaşar Okuyan ve Hakan Tartan’da bu vefa gününde yerlerini aldı. Eski Adalet Bakanlarından Mehmet Seyfi Oktay’da törendeydi.</p>

<p>Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlarından Yüksel Çakmur ve Aziz Kocaoğlu cenaze törenindeydi. Yüksel Çakmur her zamanki içtenliği ile sarılıp dostça kısa kısa sohbet ederken Aziz Kocaoğlu “Ben Çeşme’de yaşıyorum. Şimdilik politikanın dışındayım.” diyordu. Kültürpark ve Basmane çukuru konuları sorulunca da “Biz plan yapıp devrettik, artık bundan sonrası bunu uygulayıp uygulamamak yeni yönetimin bileceği iş.” dedi.</p>

<p> CHP’nin genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu dönemi genel sekreterlerinden İzmir Milletvekili Kamil Oktay Sındır törene katılarak vefa göstermişti.</p>

<p>Tabii Adnan Keskin’in törende olması ayrı bir duyarlılıktı. Önceki dönemde beni Ankara’ya çağırıp belediye meclis üyeliği için ısrarla dosyamı alıp Konak’tan listeye koydurmasına rağmen ilçe başkanının son dakikada kendi yakınlarını listeye yazmak süetiyle çizik attığı birkaç kişiden biri olmam karşısında sayın Adnan Keskin “O dönem maalesef böyle şeyler oldu ama biz de gereğini yaptık ve hemen o ilçe başkanını görevden aldık.” diye açıklamasını yaptı.</p>

<p> CHP’nin eski il başkanlarından Alaattin Yüksel ve Asuman Ali Güven törende yerini alırken şimdiki il başkanı Deniz Yücel ve eski Konak İlçe Başkanlarından olan babası Esen Yücel de törendeydi.</p>

<p>Konak eski ilçe başkanlarından Ali Yılmaz törene katılarak vefa örneği göstermişti çünkü Şeref Bakşık’la olan anıları vardı ve Bakşık’ın kendisini il başkanlığı döneminde desteklediğini anlattı.</p>

<p>Eski il başkanı Hilmi Değirmenci, eski Konak ilçe başkanlarından Selahattin Gürsoy, Muzaffer Bozkurt, Karşıyaka eski ilçe başkanı Rıfat Özer, Bornova eski ilçe başkanı Kerim Özer, Aliağa eski belediye başkanı Hakkı Ülkü, Konak eski belediye başkanı ve eski Baro başkanı Av. Sema Pekdaş, Seyrek eski belediye başkanı Nurgül Uçar cenaze töreninde gördüklerimdi.</p>

<p>Eski İl Başkanlarından ve şimdiki İBB Başkanı Tunç Soyer ile disiplin kuruluna gidecek kadar atışan Kemal Karataş, yeni İBB yönetiminde görev alması beklenen eski İBB genel sekreteri Ersu Hızır, eski il yönetiminden Av. Mehmet Türkbay, Av. Birgül Değirmenci, Kömürcüler odasının efsane başkanlarından ve halen meclis üyesi Mustafa Düzyol, Fırıncılar Odası efsane başkanlarından Necdet Durmuş vefa töreninde yerlerini aldılar.   </p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer bütün CHP’li ilçe belediye başkanları ile toplantı halindeydi. AK Parti ve MHP’li ilçe belediye başkanları ile ayrı toplantı yapacağı öğrenildi. Cenaze töreninde bu nedenle gördüğüm Narlıdere Belediye başkanı Ali Engin, Karabağlar Belediye başkanı Muhittin Selvitopu temsilen vefa için gelmişlerdi.</p>

<p>Şeref Bakşık Demokrat İzmir gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yapmıştı. Okan Yüksel’i görünce mutlu oldum. Gazeteciler Cemiyetini temsilen gelen olup olmadığını bilmiyorum. Gelseler iyi olurdu. Şeref Bakşık her ne kadar siyasetçi olarak bilinse de o meslekten gazeteciydi, oysa siyaset meslek değildi, halka hizmetin bir görünümü idi. Cumhuriyet Gazetesinin yeni Ege temsilcisi Tuncay Mollaveisoğlu’nun cenaze törenine katılması gazeteci büyüğüne vefaydı. Kendisine hoş geldin dedim ve hayırlı olmasını diledim. Cumhuriyet Gazetesini Ege’de büyüteceklerini söyledi. Ben de önce istikrar ve ardından büyüme dedim. Çünkü benim de yıllar önce Cumhuriyetle yollarım buluşmuştu. Rahmetli İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu döneminde yazarıydım Cumhuriyet gazetesinin ama Hasan Cemal’lerin gazete yönetimine gelmelerinden sonra ben de rahmetli İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu ‘larla birlikte ayrıldım. Bana o zaman kalmam için baskı yapıldı ama o gün verdiğim cevabı hala hatırlıyorum: Ben her dönemin adamı değilim! dedim. </p>

<p>Vefa töreninde Şeref Bakşık’ın kızı Gözde Bakşık ve oğlu İnanç Bakşık taziyeleri kabul ettiler.</p>

<p>Şeref Bakşık: Demokrat İzmir gazetesi yazı işleri müdürlüğü yaptı.</p>

<p>SHP İzmir İl Başkanlığı yaptı.</p>

<p>Hakkında 49 basın davası açılmış ve 33 yıl tutan hapisle yargılanmıştı.</p>
1961 anayasasını hazırlayan Kurucu Meclis üyeliği yaptı. 3 Dönem İzmir Milletvekilliği yaptı.<br />
1977 de Merkez Bankası banka meclisi üyeliğinde bulundu.<br />
Cumhuriyet Senatosuna seçilerek Senatör oldu.<br />
İsmet İnönü’nün Genel Başkanlık döneminin Bülent Ecevit’ten sonraki son Genel Sekreteri oldu.<br />
12 Eylül Faşist Askeri Darbesinden sonra Erdal İnönü’nün kurduğu SODEP ve daha sonraki SHP’de İzmir il başkanlığı yaptı.  Ve anılarını “ CHP ile Bir Ömür “ kitabında topladı...92 yaşında vefat edip aramızdan ışıklar içinde ayrıldı…<br />
Bize de kendisine rahmet dilemek ve sevenlerinin, dostlarının, ailesinin ve yakınlarının  başı sağ olsun demekten başka bir şey kalmıyor.]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/seref-baksika-vefa-toreni/5/</link>
<pubDate>Thu, 04 Jul 2019 17:23:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anlamsız ilişkiler kurarak hayata devam etmek mümkün mü?</title>
<description><![CDATA[<p>Bazen hiç kimsenin bizi anlamadığını düşünüyoruz. İnsanlarla bağlantımızı güçlendirmeye çalıştığımızda ya da onlara derinden inanmaya çalıştığımızda güven duygumuz bizi durduruyor. Bu konuda iyi haber, hayatımıza bu şekilde devam etmek zorunda değiliz. Kötü haberse başkaları hakkındaki kötü düşüncelerimiz tamamen başkaları ile ilgili değil bizimle de alakalı olabilir.</p>

<p>Açıklamak gerekirse; karşılaştığım diyaloglarda en sık duyduğum kalıplardan biri de “kimseye güvenmiyorum”. Bir insana güvenmememin arkasında pek çok sebep olabilir. İlişkiler güvene dayanır. Başkalarına güvenmediğinde, kendini insan ilişkilerinden ve gerçek yaşamdan mahrum bırakırsın. </p>

<p>Çoğu insan yaşadığı hayal kırıklıklarından bahsediyor. Bazıları elinin tersiyle bu kırgınlıkları itip kendini çabuk iyileştiriyor. Diğerleri tam ters yönde iterek, güçlü bir düşman olma yönünde ilerliyor. </p>

<p>Peki bu cümleleri siz hiç başkasına kurdunuz mu? “Sadece ailene güvenebilirsin”, “sana nasıl güvenebilirim ki” ya da “bunu daha önce yaptın tekrar yapmayacağını nerden bilebilirim”. </p>

<p>Aslında hissetmek istemediğimiz bazı duygular var ve bunlardan kaçınmanın bir yolu da; onları yansıtma özdeşleştirme yoluyla bir başkasına aktarmaktır. Projeksiyon, içimizdeki bir şeyi başkasına atfetmenin bilinçdışı eylemidir. Başkalarına duyulan bu güven eksikliği ve hayal kırıklığı toleransı olgunlaşmamış bir egoyu temsil eder.</p>

<p>Çocukluğumuzda problem yaşadıysak, koşulsuz olarak bizi seven ailemiz ya da yakınlarımız bizi hayal kırıklığına uğrattıysa, neden diğer insanlar da yapmasın diye bilinçdışı düşüncemiz oluşmaktadır. Aslında insanlardanuzaklaştığınızda, en önemli ilişkimiz olan kendimizle olan ilişkimizi keseriz.</p>

<p>Peki kendimize güveni nasıl inşa edebiliriz?</p>
• İnsanları oldukları gibi kabul edin tüm doğruları ve yanlışlarıyla. Hepimizin kusurları vardır. <br />
• Güçlü duygularda daha fazla toleranslı olun ; sevgi, nefret, reddedilme gibi…<br />
• Bu istenmeyen duyguları projeksiyon olarak karşı tarafa gösterebilirsiniz. Hangi duygunun sizi yansıttığını bir daha düşünün.<br />
• Geçmişteki hayal kırıklıklarını unutun ve yeni ilişkilerinize zarar vermesine izin vermeyin<br />
• Biri güveninize ihanet ettiğinde öfke ve belirsizlik duygusuna katlanabilceğinize inanın. Kendinizi suçlayıp hiçbir zaman kendini yok eden olmayın<br />
• Bağışlamayı bilin.<br />
• Eğer siz kendinizi anlamazsanız, b<a name="_GoBack"></a>aşkaları sizi nasıl anlasın?

<p>Sağlıklı ilişkiler deneyimlemenin ilk adımı, istenmeyen duygularımızı başkarıyla özdeştirmemek projeksiyon etmemeyi öğrenmektir.</p>
]]></description>
<author>Psk. Pınar Şahmerdan</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/psk-pinar-sahmerdan/anlamsiz-iliskiler-kurarak-hayata-devam-etmek-mumkun-mu/4/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jul 2019 16:10:17 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Medyanın çocuklar üzerindeki etkisi</title>
<description><![CDATA[Televizyonda, filmlerde veya video oyunlarında şiddet içeriklerini izlemek saldırganlığı teşvik eder mi? Aileler video oyunları, TV, filmler ve popüler müzikte ki şiddetin çocukları üzerindeki etkisi konusunda anlaşılır bir endişe duyuyorlar. Peki aileler bu konuda haksız sayılır mı? Medyanın çocuklar üzerinde ki etkisi konusunda pek çok çalışma yapılmıştır ve bu çalışmaların sonucunda saldırganlık ve şiddet içeren davranışlar arasında güçlü bir bağ olduğu ortaya çıkmıştır. Bunu bir örnek ile açıklamak gerekirse; çocuklarımız şiddet içeren filmler izlediğinde veya video oyunları oynadığında, empati duygularında azalma olur. Düşmüş birini gördüklerin de kayıtsız kalabilirler veya bunu gülünç bulabilirler. Bu durum sadece çocuklar üzerinde değil aynı zaman yetişkinler üzerinde de empatiyi azaltmaktadır. Sonuç olarak; çocukluk veya ergenlik döneminde medya da ki şiddete çok fazla maruz kalanlar ileri de ki hayatların da daha agresif ve şiddete eğilimli olurlar.<br />
Peki aileler bu durumlar da ne yapmalıdır? Çocuklarının televizyon izlemesini yada video oyunları oynamasına yasaklar yada sınırlandırmalar getirmeli midir?<br />
Uzmanların önerilerine göre; temel yanlışlardan biri de çocuk odalarında televizyon olmasıdır. Aileler çocuklarıyla hem daha fazla zaman geçirmesi adına hemde daha çocuk gelişimine faydalı  içerikler izlemesi adına televizyon ortak alanda, salon da, bulunmalıdır. En etkili çözümlerden biri de şiddet içerikleriyle karşılaştığınız da televizyon da bu konuda onlar ile konuşabilir, yorumlarınızı yapabilmenizdir. “ Şiddet kötü bir şeydir, izlememelisin” demek yerine sonuçlarını anlamasını sağlayabilir düşünme becerilerine katkı da bulunabilirsiniz. Günde 1- 2 saat çocuklarımız için yeterlidir. Fakat önemli bir ayrıntı olarak, 2 yaşın altında ki çocuklar hiçbir şekilde şiddet içeren medya ürünleri ile karşı karşıya kalmamalıdır. Onlar için eğitici videolar izlemektense aile ile birlikte oynanan oyunlar çok daha değerli olacaktır. Eğer çocuklarınızın agresif veya saldırgan olmasını istemiyor iseniz; insanları öldürerek puan topladıkları video oyunlarını hayatlarından kaldırmalısınız.  ]]></description>
<author>Psk. Pınar Şahmerdan</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/psk-pinar-sahmerdan/medyanin-cocuklar-uzerindeki-etkisi/3/</link>
<pubDate>Fri, 28 Jun 2019 16:23:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Saklı cennet Akyaka </title>
<description><![CDATA[Akyaka, Ege Bölgesinde, Muğla merkeze yarım saat uzaklıkta, mavi ile yeşilin en güzel tonlarının buluştuğu büyülü bir yerleşim yeri. Akyaka yolundan aşağı doğru inerken,  Sakar Geçidi’nden bakınca, orada saklı bir cennetin var olduğu hissine kapıldım. Havasından mıdır, suyundan mıdır bilmem derin bir huzur kapladı içimi. Muazzam bir manzara ile karşı karşıyaydım. Hele bir de ilkbahar ve yaz aylarında düştüyse yolunuz Akyaka’ya… Cıvıl cıvıl açan çiçekler, ağaçlar, size göz kırpan deniz…<br />
Konaklama için pansiyon ve otel seçeneği oldukça fazla olduğunu da belirtmek isterim hatta çok uygun fiyatlara çadırlar da konaklamakta mümkün.  Çok sessiz sakin olmasa da, bolca enerji depolayabileceğim bir yerdi.<br />
Muğla bacalı evleriyle ünlüdür ve Akyaka da çoğunlukla ahşaptan oluşan bacalı iki katlı, bahçesinde renk renk çiçekleri, begonvil ve zambakları olan evlere rastladım. Güneş tam tepedeydi ancak rüzgar da hiç eksik olmadı. Rüzgar estikçe yeni açan çiçeklerin mis gibi taze kokusu, denizin kokusuyla birleşip burnumda bir şenlik havası yaratıyordu. Hemen Akyaka’nın göbeğinde, denizin üstüne kurulu, salaş bir restoran olan Gülbeyaz Teknesi’nde, bugüne kadar yediğim en güzel balık ekmeği yedim diyebilirim! Dalgalar vurdukça, teknenin hafif hafif sallanması bana ayrı bir keyif veriyordu. Denizin içinde, teknenin yanında beliren ördeklerin, havadaki kuşların ve çevredeki çiçeklerin denize yansıması bir ressamın çizdiği tabloyu anımsatıyordu… Ördeklere ekmek attıkça, mutluluktan çıkardığı sesler ise kulağımın pasını siliyordu doğrusu.<br />
Masmavi denize sıra sıra dizili küçük teknelerin neredeyse hepsi, Azmak nehri ve Gökova Körfezine gidiyordu. Ben ilk olarak Azmak Nehri’ne gitmeyi tercih ettim. Yaklaşık 15 kişilik teknelerle 30-35 dakikalık bir gezintiye çıktık. Denizin üstüne inşa edilmiş, tahta büyük bir köprünün altından geçtik. Köprünün üstünde insanlar manzaraya karşı fotoğraf çekiliyordu. Yakın mesafede,  kısa bir tur oldu. Nehrin suyu oldukça derin olmasına rağmen içindeki balıklar ve bitkiler, elimi uzatsam tutacakmışım gibi çok net gözüküyordu çünkü su çok berrak ve temizdi.  Etrafımız yan yana dizili, kafeler, restoranlar, çay bahçeleriyle çevriliydi. Kafamı gökyüzüne doğru kaldırdığımda ise renk renk paraşütler görmüştüm. Paraşütlerin ahenkle dans edişi muazzam bir görüntü oluşturuyordu.  Küçükken masal kitabı okuduğumda, aklımda betimlenen yerleri geziyordum adeta. Oradan çıkıp tekneyle, şarkılar eşliğinde Gökova Körfezi’ne doğru ilerledik.  Bu mevsimde değişik kuş çeşitleri Gökova’nın sazlıklarına gelirmiş. Daha önce görmediğim kuş çeşitlerini bu sayede görme fırsatı yakaladım. Üstelik serin suyun içine kurulmuş ahşap masalarda, ayaklarınızı suya doğru uzatıp kahvenizi yudumlama keyfine varabiliyorsunuz.<br />
Çam ağaçlarının altında gün batımını izlerken yavaş yavaş çöken karanlık… Ardından gökyüzünde beliren yıldızlar eşliğinde doğa yürüyüşü yapmak bir terapi niteliğindeydi.  Şehrin kalabalığından uzaklaşıp, huzurla kucaklaşmak isteyenlere, saklı cennet Akyaka’yı şiddetle tavsiye ediyorum.]]></description>
<author>Berna Vatansever</author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/berna-vatansever/sakli-cennet-akyaka/2/</link>
<pubDate>Tue, 25 Jun 2019 15:19:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ege belediyeler birliğinin tarihsel misyonu</title>
<description><![CDATA[<p>1985 yılında Dr. Burhan Özfatura tarafından temeli atılan ve ertesi yıl hukuki kuruluşunu tamamlayan Ege Belediyeler Birliği’nde geçen hafta yapılan genel kurulla başkanlığa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer seçildi.</p>

<p>Tunç Soyer’in seçilmesiyle EBB’de yeni bir dönem başladı.</p>

<p>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ve Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş’in başkanvekilliğini üstlendiği yeni yönetime ve yeni döneme başarılar dilerken katkı sunmak amacıyla bugüne kadar yapılanlar ve yapılması gerekenlerden kısaca bahsetmek gerek.</p>

<p>Ege Belediyeler Birliğinin Türkiye’nin yerel yönetim hamlesinde zaman zaman çok önemli katkıları oldu ama zaman zaman da çok etkisiz kaldı. Umarım bu dönem etkili bir çalışma dönemi olur.</p>

<p>EBB’nin amacı kendi tanımlamalarıyla şöyledir:</p>

<p>“Birliğimizin amacı; üye belediyeleri bilgilendirmek, mali imkanlarını etkin ve verimli biçimde kullanmalarını sağlamak, yasal konulardaki problemlerine çözümler önermek, haklarını ve çıkarlarını savunmak, yerleşim planları düzenlemek ve geliştirmek, kültür, eğitim, hukuki ve mevzuat alanlarında danışmanlık hizmetleri ile üyelere yol göstermektir.”</p>

<p>Başkanlığa Tunç Soyer’in gelmesiyle birlikte genel kuruldaki açıklamalara bakarak bu amacın güncellenmesi gerekmektedir. Çünkü başkan Soyer, kooperatifleşme ve başta Gediz nehri temizliği olmak üzere körfez temizliği gibi bölgesel çevre sorunlarını amaçlara ekledi. Soyer genel kurulda bunu şu sözlerle açıkladı:</p>

<p> "Tarımsal üretim konusunda Ege en güçlü, en şanslı bölgelerinden biri. Hem iklimi hem de tarımsal kültürü Türkiye’nin hiçbir yerinde olmadığı kadar güçlü. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak İzmirli tarımsal birlik kooperatiflerini destekliyoruz. Şimdi Ege Belediyeler Birliği olarak bunu Ege'nin tarımsal kooperatiflerine taşımayı öngörüyoruz. Ege’de tarımsal üretim yapan kooperatifleri destekleyip güçlendireceğiz.”</p>

<p>Ege Belediyeler Birliğinin 2016 yılı faaliyet raporunda çevre ile ilgili şöyle bir paragraf var:</p>

<p>“Çevrenin korunması ve katı atıkların yönetimi konularında BÖLGESEL ÖLÇEKTE, ortak planlama ve projelendirme çalışması yapar ve uygular, diğer merkezi ve yerel yönetim kuruluşlarınca yürütülenlere katılır.”</p>

<p>Bugüne kadar bu konuda atılan bir adımı görmedik. Gediz nehrinin kirliliği halen devam ediyor. İzmir’in ve diğer kentlerin katı atık sorunu halen devam ediyor. </p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ege Belediyeler Birliği Başkanı Tunç Soyer yeni dönemin önemini şöyle anlattı: “Biz bu yeni dönemde çok daha fazla görev atfederek, rol atfederek daha aktif çalışmasını sağlayacağız. İzmir tarih boyunca asla sadece İzmir olmamıştır, her daim Ege'nin başkenti olmuştur.  Hep Ege'yle bir var olmuştur. Ege Belediyeler Birliği bu tarihsel ve kültürel kimliğin ete kemiğe bürünmesini mümkün kılan bir hukuki yapıdır.”</p>

<p>EBB kooperatifçilik ve çevre konularını sportif faaliyetler, kültürel çalışmalar ve diğer sosyal çalışmalarla zenginleştirebilir. Hatta İzmir’in olası yeni EXpo adaylığı sürecinde Ege Expo olarak da düşünülebilir.</p>

<p>EBB’nin yerel kalkınma ve diğer çalışmalarını bir gazeteci olarak yakından takip edip katkı sunacağımızı buradan duyuruyor ve yeni yönetime başarılar diliyorum. </p>
]]></description>
<author>Av. Birol Keskin </author>
<link>https://www.softhaber.com/yazarlar/av-birol-keskin/ege-belediyeler-birliginin-tarihsel-misyonu/1/</link>
<pubDate>Mon, 24 Jun 2019 17:32:07 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>